beyin ve evren hakkında en son görüşler-6

Esas anlatmak istediğim konu şu…

Bilelim ki biz, yalnızca mikrokozmozun makrosu değil, aynı zamanda makro varlıkların da mikrokozmosundayız!… Makro varlıklar, canlı şuurlu öyle makro varlıklar ki bizim yaşadığımız sistemlerden bile haberleri bile yok, çoğunun!…

Bunu, bakın!.. Din`de, Allah rasûlü nasıl söylüyor :

Allah`a yakîn sahibi bir takım melekler var ki, onlar dünyanın ve insanın varoluşundan bile haberdar değillerdir.”

Tıpkı, senin, vücudundaki hücrelerin doğuşundan, büyüyüşünden, çoğalışından ve yok oluşundan haberdar olmadığın gibi…

Eğer biz, bu dünya yaşamında bilincimizi genişletip, hafsalamızı genişletip, hatta bunların ötesinde Zât boyutunda kendimizi tanımak sûretiyle, bu yüce varlıklarla iletişim kurup evrensel gerçeklere vukûf elde edemezsek, “ölüm” dediğimiz olayla birlikte yeni bir takım özelliklere kavuşarak o boyutu değerlendirebilmemiz asla mümkün olamayacaktır!.

İşte bu yüzdendir ki, şu dünya hayatını yaşarken, yarın zâten zorunlu olarak bırakıp gideceğimiz şeylerin kavgasıyla, derdiyle, sıkıntısıyla, üzüntüsüyle günümüzü boşa harcamayalım!…

Malımızı, mülkümüzü, çocuğumuzu, her şeyimizi burada bırakıp gideceğiz başka bir âleme…

Üstelik o âlemin değer yargıları buradakilerden son derece farklı, apayrı!…

Senin yapına göre bir hücre ne ifade ediyorsa; o Galaktik varlığa göre güneş sistemi ne ifade ediyorsa; gittiğin ortamda da, şu dünya ve dünyanın içinde olan her şey onu ifade ediyor!… Tıpkı, uykudan uyanan bir insana, rüyada gördüklerinin bir şey ifade etmemesi gibi…

Öyleyse, bunları anlamaya çalışalım, idrâk etmeye çalışalım. Aksi takdirde,

Bu dünyada kör olan, öbür dünyada da kör olacaktır.” (17-72)

Hükmü, bizim için geçerli duruma gelecektir.

Elbette burada bahsi geçen “körlük” gözlerin değil, “basiretlerin” yani algılama ve değerlendirme kapasitelerinin yetersizliği anlamına gelen “mânevî” körlüktür..

Kör“lükten kurtulmanın da yegâne yolu, önce bilincimizi, gereksiz ve yanlış bilgilerden arındırmaktır.

Bu gereksiz ve yanlış bilgilerden bilincimizi arındırıp, o gerçekleri idrâk edemezsek; o gerçeklerin gerektirdiği biçimdeki yaşam düzenine giremezsek, bilincimizi yarın bizim için hiç bir şey ifade etmeyecek şeylerle harcarsak, doldurursak, bloke ederek perdelersek, ölümden sonra bu perdelerden asla ve asla kurtulamayacağız…

Onun için de, Hazreti Muhammed Aleyhisselâm diyor ki :

Kişi ne hâl ile yaşarsa o hâl ile ölür. Ne hâl ile boyut değiştirirse, o hâl ile yaşamına devam eder.”

Dünyada yaşarken, bu gerçek değerleri, bu gerçek âlemleri anlayıp kavrayalım; veya hiç olmazsa o âlemleri kavrayabilecek hâle gelelim ki orada bu nimetten ebediyyen mahrum kalmayalım… Bunu yapamazsak çok yazık olacak!…

Öyleyse, konuyu özetlemeye çalışayım :

Biz, sanki bir ara boyutta yaşıyoruz!. Enerji`den, bulunduğumuz madde boyutuna kadar olan boyut katmanları ve bizim bulunduğumuz noktadan evrensel büyüklüklere kadar uzanan boyutsal katmanları…

Her boyutun kendine has birimleri, o birimleri değerlendiren algılama sistemleri; ve bu algılama sistemlerinin değerlendirmesine göre var olan kendi madde boyutları…

Hücre boyutu, hücrenin kendine göre var olan madde boyutu…

Atomun kendi şuuruna göre var olan madde boyutu…

Bedenin ve beynin algılama sistemlerine göre var olan algılama boyutu… Galaktik birimin, algılama sistemine göre var olan madde boyutu…

Ve, bunun ötesindeki algılayamadığımız sayısız katmanlar boyutu!…

Ama, özü itibariyle, orijini itibariyle hepsinde mevcut olan bilinç, Tek bir “NEFS“ten geliyor!. Tasavvufta, hüviyetine “İnsan-ı Kâmil“; bilincine de “Aklı Evvel” denmiş…

İşte biz, bulunduğumuz yeri, yapımızı, makro veya mikro plândaki âlemlerin ve bunlarla olan ilişki şeklimizi çok iyi anlamak zorundayız…

Ya bunu yapacak, ya da bunu yapamadan giden milyarlar gibi bu dünyadan geçip gideceğiz.. Görenler, bunları göremeyenlere bakacak, “Biri daha gitti!..” diyecekler… Onlar bize bakıp belki de, “vah!..” bile demeyecekler!. Daldan bir yaprağın kopması size göre neyse; o gerçekleri idrâk eden, o âlemleri yaşayanlara göre de bir birimin dünyadan gitmesi odur.

Öyleyse, şu dünyayı boşa geçirmeyelim!.. İlme sarılalım!.. Bilincimizi, ilim ile, şartlanmalardan, değer yargılarından ve bu değer yargılarının getirdiği duygulardan arındırıp, blokajdan ve sınırlarından kurtulup, “sınırsız bilinçli” varlık olmaya çalışalım!…

Umarım ki, bu, bize kolaylaştırılmıştır…

 

Bu yazı dizisi değerli ve saygıdeğer sufi Ahmet Hulusi’nin eserinden alıntılanmıştır.

ALLAH ondan razı olsun.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: