Petrol-Bop-Türkiye ve İsrail’in Şifresi-1

KAYNAK : NETPANO

Bu araştırmada öncelikli olarak Türkiye ve BOP çerçevesinde yürütülen Enerji politikalarından bahsedeceğiz. Bu amaçla ilk olarak petrol’ün geçmişiyle ilgili kısa bir tarih vermeyi yararlı görüyorum. Zihinde bir petrol düşüncesi belirledikten sonra Petrol’ün bizi en fazla ilgilendiren kısmıyla, yani “TÜRKİYE’DE PETROL VAR MI YOK MU?!” bölümüne dikkatlerinizi çekmeye çalışacağım

Büyük İsrail Devletinin  yakın milli hedefleri iki merhalede toplanmıştır:

Birinci Merhale : Bu merhale İsrael devletinin adında saklıdır.

İ   Harfi : İraq (Irak) devletini işaret eder.
S   Harfi : Syrie (Suriye) devletini işaret eder.
R  Harfi : Royaumde Jordanie(Ürdün) devletini işaret eder.
A  Harfi : Arabie (Arabistan) devletini işaret eder.
E   Harfi : Egypte (Mısır) devletini işaret eder.
L   Harfi : Liban (Lübnan) devletini işaret eder.

Bu demektir ki, ismini teşkil eden bu altı harfin delalet ettiği Arap ülkelerini zaptetmek suretiyle Orta Doğu`da ki birinci merhaleyi teşkil eden Milli Hedefine ulaşmış olacaktır.

İkinci Merhale:

Orta Doğu`daki hakimiyetini kayıtsız şartsız devam ettirebilmek için bu bölgede yegane söz sahibi olan Türkiye`nin susturulması lazımdır.Birinci merhaleyi tahakkuk ettirecek olan İsrael devletinin ikinci merhalede Milli Hedefi şüphesiz TÜRKİYE olacaktır.

Petrol, Büyük Orta Doğu ve TÜRKİYE

Hiç kimse Babil tabletlerinde Naptu olarak geçen “taşyağının” bir damlasının emperyalistlerin gözünde “bir damla kandan” daha değerli olacağını tahmin edemezdi. Bir buçuk asırlık bir zaman diliminde insanlık; “Bir damla petrol bir damla kandan değerlidir !” zihniyetinin tüm dünyaya ödettiği kanlı bedeli ödedi ve halen de ödemeye de devam ediyor…Bu makalede öncelikli olarak Türkiye ve BOP çerçevesinde yürütülen Enerji politikalarından bahsedeceğiz.

Bu amaçla ilk olarak petrol`ün geçmişiyle ilgili kısa bir tarih vermeyi yararlı görüyorum. Zihinde bir petrol düşüncesi belirledikten sonra Petrol`ün bizi en fazla ilgilendiren kısmıyla, yani “TÜRKİYE`DE PETROL VAR MI YOK MU?!” bölümüne dikkatlerinizi çekmeye çalışacağım. Bu arada diğer madenlerin yanında da BOR meselesine de atıfta bulunmanın 21. yy`da oynayacağı rolü berilemek açısından yararlı olacağına inanıyorum. Zira bu madenin dünya bilinen ve tahmin edilen dünya rezervlerine göre en büyük miktarı Türkiye`de. Son olarak Kafkasya ve Ortaasya petrollerine de değinerek 20. asrın ardından 21.asrın da enerji sektörlerinde hakimiyetle nasıl şekillendirilmek istendiğini hatırlatmak istiyorum.

Bir zamanlar İngiliz Başbakanı Churcil`e ait olan “Bir damla petrol bir damla kandan değerlidir”  sözü, şimdi 21. Yüzyılın bu ilk çeyreğinde BOR için de söylenmeye başlandı. Ancak bu defa ki söylemler daha dikkatli cümlelerden oluşuyor. ABD`nin Irak`a saldırı için Körfeze yığınak yaptığı  2003 yılının Ocak ayı sonlarına doğru George W. Bush; Temsilciler Meclisi`nde “Birliğin Durumu” başlıklı konuşmasında -üzerinde oldukça çok düşünmemiz gereken-  şu cümleleri sarf ediyordu: “…

İçinde bulunduğumuz yüzyılda çevre açısından en önemli ilerleme, sonu gelmeyen davalarla  veya “komuta kontrol düzenlemeleri”  değil; buluş ve teknolojiyle gerçekleşmektedir. Bu akşam sizlere, hidrojene dayalı otomobillerin geliştirilmesinde ABD`nin dünyaya önderlik yapmasını öneriyorum… Havamızı önemli ölçüde daha temiz yapacak ve ülkemizi yabancı enerji kaynaklarına çok daha az bağımlı kılacak bu buluşta benimle birlikte olunuz, bana katılınız” .

Bu beyanatta dünyaya hakimiyeti sağlayan yeni enerji kaynağı olarak madenin adı BOR`du. Nitekim bu konuşmanın hemen akabinde dünyaca ünlü Fizik Profesörü Hendrik  Monkorst`un yazdığı makalede bu durum alenen ifade ediliyordu. Çünkü en iyimser tahminle ABD petrol rezervlerinin 10 yıllık bir ömrü kalmıştı ve bu teknolojiye bir an önce tam hakimiyetle sahip çıkılmalıydı. Diğer taraftan; ABD`nin halen kullanmakta olduğu BOR potansiyeli bilindiğine göre; bu beyanattaki “dünyaya önderlik”  hangi ülkenin kaynaklarına güvenilerek veriliyordu?! Bu açıklama Temsilciler Meclisi`nde niye yapılmıştı?.. Acaba dünya BOP  Projesi adı altında arkasından kültürel, sosyal ve dini düzenlemelerin yapılacağı yeni bir enerji savaşına mı girdi?..

21. Asrın petrolü gözüyle bakılan Bor bir yana  Petrol`ün dünya sanayisine girmesiyle birlikte yaşanan  dram bitmedi elbet. Bush`un Ulusal Güvenlik Danışmanı Condeleza Rice Irak`a uygulanan -A Planının-  arkasından ABD Parlamentosunda yaptığı  “22 ülkenin sınırları değişecek” açıklamasıyla aslında dünyanın yeni bir drama dönemine gireceğini haber veriyordu.  Rice, tarafından A Planının ardından yürütülen bu B planının orijinal adı; “Greater Middle East Project-Büyük Ortadoğu Projesi” olarak ilan edildi. Bu ilandaki “Büyük Ortadoğu” tabiri tabi ki  dünyanın en önemli  iki enerji havzası olan Ortadoğu ve Avrasya için kullanılıyordu. 22 ülkeyle ilgili beyan da bu coğrafya`da varlığını sürdüren ülkelerin akıbetleriyle ilgili bir beyandı ki, Irak savaşı da bu meyanda “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz” meyanında bir icraat  olarak tüm dünya kuzularının/halklarının gözleri önünde sergileniyor..  Tabi TEK DÜNYA DEVLYETİ`NE giden yolda bu BÜYÜK ORTA(!) OYUNUNDAN, Türkiye`de nasibini alacak ama nasıl? Nihai hedefin Türkiye olduğu her açıdan belli ama biz konuyu bize verilen açıdan yani, Türkiye Petrolleri üzerinden inceleyip değerlendirmeye çalışalım.

Peki start alan bu büyük proje ABD`nin hedeflediği mi yoksa yürüttüğü bir proje mi? Zira, yüzlerce yıl evvelinden Muharref Tevrat`ta Siyonizmin dünyaya hakim olacağı Muharref  Altın Çağ`dan bahsediliyor. Tekvinleri onlara Zeytin/Tur Dağından idare edilecek dünyanın müjdesini veriyorlar.  YEHOVA`yla böyle ahidletmişlerdi. Ancak bu ahidde bir gecikme var,gecikmenin her dakikası laneti ve gazabı üzerlerine çekiyor diye düşünüyorlar. Son umut BOP`tan gelecek haberimiz ola!..

Meselenin mistik doktrinler üzerine kurulmuş yönünü burada noktalayarak, şimdi de  petrol ve diğer enerji kaynakları üzerinden uygulanan stratejilerle ilgili safhasına geçiyorum. Bu amaçla, yazımızın ana fikrini vermesi açısından aşağıdaki şu yazıya dikkatlerinizi çekmek istiyorum:

    “Üreticiden tüketiciye ulaşan süreç içindeki akımın, aralarından geçmesi gereken bazı dar geçitler vardır. En büyük ekonomik güce sahip olanlar işte bu dar geçitleri denetimleri altında tutabilenlerdir. Saygıdeğer okuyucu bir an için kendini yol kesici bir eşkıya olarak düşünsün ve yolcuları soymak istediğini varsaysın. Yolcular birçok yollardan birer ikişer gelerek demiryolu istasyonlarında toplanırlar. Gelişte ve varışta bilet kontrol memurunun önünden geçerek yine gidecekleri yerlere doğru dağılırlar. Bu durumda adam soymak isteyenler için en uygun yer bilet kontrol memurunun yeridir. Günümüz eşkıyaları da bu gibi yerleri tutarlar. Madenler konusunda en dar geçit sürecin başındadır ve buradaki maden sahibi güç kazanır…”

DORA BERTRAND RUSSEL   
Endüstri Toplumunun geleceği, Bilgi Yayınevi, Ankara-1979-sf 165)

devam edecek.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: