Petrol-Bop-Türkiye ve İsrail’in Şifresi-3

OSMANLIYI PARÇALAYAN PETROL YAMYAMLARI

18. yüzyıl sonlarına doğru emperyalist devletler Osmanlı topraklarının zenginliğinin geleceği şekillendireceğini fark ederek her aşamada Osmanlı`yı bölüp parçalama planları yapıyorlardı. Bu hesapların içinde ticari ilişkiler dahi vardı. O yıllarda özellikle Amerikan varlığı her sahada gittikçe pekişiyordu. Örneğin Osmanlı donanmasının gemi yapım işi Henry Eckford ve Foster Rhodes`e veriliyor, Abdülmecit`in emriyle Amerikan pamuğunun yetiştirilmesi için deneyler yapılıyor, Lawrence adlı Amerikalı özel izinle Osmanlı dağlarında maden arıyor ve o sıralar İstanbul konsolosu Osmanlı`yı ticarette nasıl bir denetim ve etki altına aldıklarını belirtmek istercesine şöyle konuşuyordu: “Mekke`de ve Medine`de yanan lambaların yağlarını bile Osmanlı`ya biz veriyoruz.”

Toprakları elinden koparılan, petrol bölgelerine türlü siyasi ve askeri hilelerle el konulan Osmanlı İmparatorluğu için devrin ABD Başkanı Wilson, “Osmanlı yıkılmak mecburiyetindeydi” diyor ve bu yıkılışın sebeplerinden birisinin de petrol olduğunu -anlayanlara sivrisinek saz misali- söylüyordu.

 Bu sözün benzeri daha değişik bir üslupla bir önceki ABD Başkanı Bill Clinton tarafından Türkiye ziyaretinde TBMM gibi milletçe kutsi devlet vazifesinin ifası için milletvekillerine emanet edilmiş bir mekanda ifade ediliyordu: “20.yy`ı Osmanlı İmparatorluğunun yıkılması belirledi 21.yy.`ı da Türkiye`nin tutumu belirleyecek”. Yani 60`lı yıllarda Barış Gönüllüleri vasıtasıyla toplumsal haritanızı çıkartıp etnik ve bölücü tohumlardı attık.
1970`li yıllarda sizleri sağcı solcu diyerek kamplara bölerek vuruşturduk, 1980`li yıllarda tüm toplum yapınızı yozlaştırarak kanunlar da dahil olmak üzere değiştirdik ve Dünya Bankası`ndan ısmarlama adamlarımızı size gönderip küreselleşmenin alt yapısını hazırladık. Üstüne üstlük PKK ile ülkeyi bölünme aşamasına getirdik. Şimdi de 1990`lı yıllardan itibaren sözde Sivil Toplum Örgütü adlı ajan ordularımızla ülkenizi Kürdistan; Lazistan (Pontus) ve Türkiye adı altında üç parçaya bölme hazırlığını ve şartlarını tamamladık ve tam bunları da 5000- 5000 metre derinlikte sahibi olduğunuz başta petrol olmak üzere, bor, toryum gibi geleceğin ana maddesi yeraltı ve yerüstü zenginlikleriniz için yaptık demek istemişti. Türk halkının büyük bilgi ve irfan sahibi (!) vekilleri Clinton`un bu sözlerini çok ince bir şaka ve nüktedanlık örneği kabul etmiş olacaklar ki, onu ayağa kalkarak dakikalarca alkışladılar.
İngilizler, Balkanlar ve Trablusgarp`ta diğer bölgelerinde kışkırttıkları milliyetçi unsurla ortalığı kana bularken Ortadoğu`nun zengin yeraltı kaynaklarını ve özellikle de petrolü kendi kontrolü ve nüfuzları altına almak istiyordu. Osmanlı İmparatorluğu`nu parçalayarak amacına ulaşmak isteyen İngiltere`nin, İmparatorluk üzerindeki mücadelesi şekil değiştirmeye başladı. Petrol sahasını elde edebilmek için bu topraklarda egemen güç olan Arap milliyetçiliğini istismar ederek Arap Yarımadası`nı Osmanlı`nın elinden aldı.  Arap Yarımadası`nda çıkarttığı isyanların ve tüm muharebelerin bu bölgede petrol yataklarına sahip olmaktır. Musul`a ve oradaki petrole sahip olmak isteyen İngiltere`nin bir Kürdistan siyaseti oluşturmadan kolaylıkla Musul`a sahip olunamayacağı yönündeki tezi nedeniyle  İngilizler Anadolu Türk toprağı üzerinde bir Kürdistan ve Ermenistan oluşturmak yönünde siyasetini geliştirdi.
Lozan`da barış anlaşması imzalanmış ancak Irak sınırının tespiti Cemiyet-i Akvam`a (Milletler Cemiyeti) bırakılmıştır. Güney sınırlarının tespiti için Milletler Cemiyeti`nce hazırladığı raporun son kısmında  “Türk hükümeti hukuki haklarından vazgeçmedikçe Musul ve havalisi hiçbir devlete verilemez” denmesine ve Musul, Misak-ı Milli hudutlarımız içersinde olmasına rağmen Musul Sancağı, petrolü ile birlikte Türklerin elinden alınmıştır.
 

Milletler Cemiyeti`nin bölgedeki Araştırma Komisyonu`na baskılar yaparak Türkiye`nin bölgede istediği plebisiti (referandum) engellemiştir. Siyasi bir nitelik taşıyan bu cemiyet, İngiliz-Siyonist baskılarına boyun eğerek ve onun tarafını tutarak oy birliği ile Musul`un İngiltere`nin himayesindeki Irak`a bırakılmasını kararlaştırdı.
Çıkarcı güçlerin hakimiyet kurmak için din, millet ve mezhep farlılıklarını tahrik ederek üzerinde etkili olmaya çalıştıkları Arnavutluk`tan Afganistan`a, Çeçenya ve Trans Kafkaslardan Basra Körfezi, Kızıldeniz ve Fas`a kadar uzayan coğrafyayı kapsayan geniş bir enerji kaynağının bu bölgede bulunması, sadece Osmanlı İmparatorluğu`nu parçalamakla kalmamış, onun yerine kurulan devletlerin de Batıdan veya ABD`den gelen Siyonist emelller için her zaman parçalanabileceğini tarihsel süreç, inkar edilmez bir şekilde BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ adı altında göstermektedir.

devam edecek…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: