Petrol-Bop-Türkiye ve İsrail’in Şifresi-4

TÜRKİYE`NİN MİLLİ PETROL POLİTİKASI 

Türkiye`nin enerji kaynaklarının üretimine bakacak olursak 1970-73 döneminde kömür sektörünün büyük ağırlığını görürüz. Şahsen babamın görevi nedeniyle çocukluğumun da geçtiği Zonguldak ve çevresindeki kömür yatakları bir dönem Türkiye`nin sanayileşmesinde önemli bir yer almıştır. Bu yönüyle adı “Kara Elmas Diyarı” olarak nam salmıştır. Petrolle ilgili durumu incelersek 1970 toplam tüketim içersinde yüzde 42`lik olan petrolün payı , 1975`te yaklaşık yüzde 52`ye çıkmıştır. Doğalgaz rezervinin büyük bölümü yüzde 35`lik payla Rusya`da olup, bunu 5 14`le İran takip etmektedir.

Türkiye`de halen yıllık 24-25 milyon ton petrol tüketilmekte bunun yaklaşık 4/5`i ithal edilmektedir. Ulaşım sektörü 1990`da kullanılan petrolün yüzde 35`lik payını harcarken; 2010`da bu oranın yüzde 53`lere çıkacağı hesap edilmektedir.

Bir süre önce Enerji Bakanlığı Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (PİGM), “Türkiye`de 852.1 milyon ton ham petrol 14.9 milyar metreküp de doğalgaz rezervi var” açıklamasında bulundu. Verilen bilgilere göre ham petrol rezervlerinin yaklaşık değeri 1.5 milyar doları buluyor. Bu karşılık büyük bir bölümü çok derinde olan Türkiye`deki petrol yataklarının çok az bir kısmı mevcut teknolojimizle kullanılabiliyor. Bunların dışında Karadeniz, Ege Denizi ve Batı Akdeniz`de deniz dibinde önemli petrol ve doğalgaz yatakları olduğu yerli ve yabancı uzmanlar tarafından iddia ediliyor. PİGM`in verilerine göre 2000 yılı itibariyle Türkiye`de 852 Milyon 145 bin 509 ton (5 Milyar 771 Milyon 996 bin varil) ispatlanmış, muhtemel ve mümkün ham petrol rezervi (kümülatif rezerv düştükten sonra kalan rezerv) bulunmakta. Buna karşın büyük bir bölümü diğer petrol yataklarının bugünkü teknolojiyle sadece 41 Milyon 6 bin 509 kullanılabilir durumda.Bu yatakların büyük bir bölümü (yüzde 72.06) doğrudan TPAO; yüzde 1.29`u ise TPAO`nun ortak olduğu iki şirkete; yüzde 17.93`ü N.V. Turkse Perenco`ya (!), yüzde 7.58`i Petrom E.M.İ-Dorchester (!) şirketlerine ait bulunuyor.

Bu arada Diyarbakır Ergani ilçesi Gökiçi Köyü`nde bulunan petrolün kalitesinin 34 olduğu, Hafif Arap petrolü türündeki petrolün oldukça kaliteli olduğu belirtiliyor. 2000 yılı itibariyle Türkiye`de 101 petrol sahası var. Bunların 24`ünde üretim yapılamıyor.

Enerji Bakanlığı, halen 31.3 Milyon ton olan petrol tüketimin 2010 yılında 49.3 milyon tona, 2020 yılında 69.1 milyon tona yükseleceğini öngörüyor.

Buna göre Bakanlık 2002-2010 döneminde yıllık ortalama yüzde 5.2, 2011-2020 döneminde ise yıllık ortalama 3.4 artış olacağını hesaplıyor.

Diğer taraftan Karadeniz dibinde büyük Uranyum yatakları bulunduğu iddialarırı da ayrıca hatırdan çıkartılmamalıdır.

DARBELER VE PETROL KARTELLERİ

Uluslar arası İlişkiler Uzmanı Daniel Durand tarafından hazırlanan “Uluslar arası Petrol Politikasi” isimli eserde; “demokratik yönetimler ve etkin dış politika izleyen iktidarlar, uluslar arası petrol kartellerinin hiçbir şekilde işine gelmez.” Görüşüne yer veriliyor. Emekli Tümamiral Gökmen Keçeci, 25 sene önce Ege Denizi`nde petrol olduğuna dair bazı bilgilere ulaşıp bu bilgileri bir rapor halinde, dönemin Genelkurmay Başkanı ve Dışişleri bakanına sunduğunu ifade ediyor. İTÜ Petrol ve Doğalgaz Mühendisliği Başkanı Prof. Dr. Abdurrahman Satman, Ege Denizi`nde Petrol konusunda Yunan tarafının ciddi çalışmalar yürüttüğünü açıkladı. Satman, Yunan milli petrol şirketinin 1990`ların başından bu yana Ege`de ABD`li petrol şirketleriyle petrol çıkardığını açıkladı.

1953`te İran Petrol şirketlerini millileştiren dönemin Başbakan`ı Musaddık`ın İngiliz Petrol Şirketi tarafından iktidardan uzaklaştırıldığı CIA tarafından açıklanan belgelerle ortaya çıkmıştı. İngiliz Sunday Times Gazetesi`de Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) tarafından hazırlanan gizli bir raporu yayınlayarak, 1955`te Elbulfez Elçibey`i iktidardan uzaklaştıran darbenin, İngiliz BP şirketi tarafından gerçekleştirildiğini yazmış; İngiliz şirketinin yöneticileri de bu iddiaları yalanlamıştı.

Diğer taraftan Türkiye Cumhuriyeti`nin serbest seçimle iktidar olan ilk başbakanı Adnan Menderes`in iktidardan uzaklaştırılmasına sebep olan meşhur adıyla 27 Mayıs darbesinin, ABD`li petrol kartelleri tarafından tezgahlandığıyla ilgil haberler medya da yer aldı. Yunanlı Yazar Athanasi Strigas`ın yazdığı “İ Turkia Dialiete-Türkiye Yıkılıyor” isimli kitaba göre Menderes, Ege`deki petrol sahalarını paylaşmak isteyen uluslar arası petrol kartellerin mücadelesine kurban gitti.
 
Kitapta yer alan iddialara göre, Kıbrıs sorununun barışçıl yollardan çözümü için Zürih`te bir araya gelen dönemin Yunanistan başbakanı Karamanlis ve Türkiye Başbakanı Menderes, Ege`de bulunan zengin petrol sahalarının işletilmesi için ortak hareket etme kararı aldı.

Anlaşmayla Ege Denizi`ndeki petrol sahaların işletilmesi Royal Dutsch/Shell, BP ve Rus petrol şirketlerinin ortaklığına bırakılacaktı. İki liderin bu tutumu ABD`li petrol kartellerini endişeye sevk etti. Yunanlı yazar şirketler tarafından iki liderin de ipinin çekilmesine karar verildiğini ileri sürüyor. ABD`li petrol şirketlerinden Texaco ve Aramco Petrol şirketlerinin ABD yönetimini Menderes yönetimine kışkırttığı bilgisinin yer aldığı kitapta, aynı tarihlerde ekonomik kriz yaşayan Türkiyenin kredi bulmak için Sovyetler Birliği`ne yanaşma politikası izlemesinin de Washington yönetimini rahatsız ettiği ifade ediliyor.

devam edecek…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: