beyaz adam,kızıl adamı dinleseydi

Amerika kıtasını işgal eden Avrupalı yağmacılardan yana olduk hep.. Küçüklüğümüzde okuduğumuz Texas, Tommix çizgi romanlarından, seyrettiğimiz kovboy filmlerine kadar her şey, bize Kızılderilileri vahşi birer hayvan, Avrupalılarıysa uygar birer insan olarak tanıttı. Okuduğumuz tarih kitapları bile, hep beyaz adamlardan yanaydı. 
Her nasıl olduysa sonradan daha başka şeyler öğrendik. Meğer, Amerika’yı Kristof Kolomb’tan, Ameriko Vespuci’den çok daha önce keşfeden, yurt edinen anababa bir kardeşlerimiz varmış! Uygar ve kahraman bildiklerimiz; aslında acımasız sömürgeciler, gözleri doymayan katil çapulcularmış. Vahşi ve canavar bildiklerimiz de yurtlarını bu haydutlara karşı kanları pahasına savunan yurtseverlermiş. 
Aşağıda okuyacağınız mektup, “Duwarmish”
Kızılderililerinin reisi SEATTLE tarafından “Washington’daki büyük başkan”a, yani 1853-1857 seneleri arasındaki Amerikan Cumhurbaşkanı Franklin Pierce’ye yazılmıştır. İşte, size, “kafa derisi avcıları” olarak tanıdığımız ve “hugh! voah!” gibi ünlemli bir kaç kelimeden başka bir şey bilmediğine inandığımız Kızılderililerin reisinin mektubu… (Bu mektup, Gökyüzü, Ekoloji ve Toplum dergisinin Yaz 87/1 sayısında Altınay Işık ve Özlem Yangın’ın çevirisiyle yayımlandı.) 

Washington’daki büyük başkan bizden topraklarımızı satın almak istediğini bildiren bir mektup yollamış. Dostluktan söz etmiş büyük başkan…Ama biz sizin dostluğumuza ihtiyacınız olmadığını biliriz. 
Gökyüzünü nasıl satın alabilirsiniz? 
Ya da satabilirsiniz? 
Ya toprakların sıcaklığını? 
Ağzımdan çıkan sözler yıldızlara benzer, büyük başkan, hiç sönmezler. Bu yüzden söyleyeceklerime güveniniz. 
Havanın taze kokusuna 
Suyun pırıltısına 
Sahip olmayan biri onu nasıl satabilir? 
Kutsaldır bu topraklar benim ve ulusum için.. 
Yağmur sonrası ışıltılı her çam yaprağı 
Denizi kucaklayan kumsallar 
Karanlık ormanların koynundaki şiş 
Şakıyan böcekler… 
Ve bilin ki: Kızılderili adamın anıları 
Ağaçların özsuyunda saklıdır. 
Toprak bizim anamızdır. 
Ve bizim ölülerimiz, bu toprakları unutmaz 
Geyik, at ve büyük kartal erkek kardeşimizdir 
Kayalıklar, çayırlar, taylar ve insanların 
ılık sıcaklığı aynı ailedendir. 
Washington’daki büyük başkan bizden topraklarımızı istediği zaman bütün bunları istemektedir. Büyük başkan bizim babamız biz de onun çocukları olacakmışız.. 
Büyük ruh ulusumuzu sever; fakat nedendir bilinmez Kızılderili çocuklarını terketti. Şimdi size makineler yolluyor ve çok yakında beklenmedik yağmurlar sonrası yataklarımıza taşan ırmaklar örneği beyaz adam bu toprakların her karışını dolduracak. Bizler yetim kaldık. Çünkü başka ırklardanız. Çünkü ihtiyarlarımız farklı öyküler anlatırlar. 
Bilesiniz ki… 
Derelerin ve ırmakların içinden geçen sular 
Sadece su değildir. 
Atalarımızın kanıdır o. 
Bilesiniz ki bu toprakları size sattığımızda 
Göllerin ışıltılı sularında 
Ulusumun öykülerinin anlatıldığını… 
Çocuklarınıza öğretmelisiniz 
Suların çıkardığı sesler atalarımın sesidir 
Irmaklar kardeşimizdir. 
Bunları çocuklarınıza öğretmelisiniz. 
Beyaz adam bizi anlamaz 
Biliriz. 
Toprak onun kardeşi değil, düşmanıdır. 
Babalarının mezarını geride bırakır beyaz adam 
Toprağı çocuklarından çalar 
Açlığın dünyayı saracak beyaz adam. 
Ve ardından  koca bir çöl bırakacaksın: 
Sabahın sisi dağların karnından doğan güneşi görür 
Ve kaçar. 
Babalarımızın külleri kutsal topraklara yayılır. Ben Kızılderiliyim ve anlamıyorum. Şehirlerinizi de anlamıyorum. Oralarda sessizlik yok.. Yaprakların seslerini, böceklerin vızıltılarını… kuşların ötüşünü ve kurbağaların şarkılarını dinleyebileceğiniz yerler yok ki oralarda. 
Bir Kızılderiliyim ve anlamıyorum. Ben gölü yalayarak gelen rüzgarın sesini öğlen yağmurunun temizliğini ve taze çam yapraklarının kokusunu severim. 
Size bu toprakları satarsak bilmelisiniz ki hava bizim için kıymetlidir. Her şey aynı solunumdan pay alır ve hava tüm canlılar tarafından ortak kullanılır. Bu yüzden onu kirletmeyin. Hava hayatta tuttuğu her şeyle ruhunu paylaşır. 
Demir at (lokomotif) 
Öldürüp çürümeye bıraktığınız 
Binlerce buffalodan nasıl kıymetli olabilir? 
Nasıl? Anlayamıyorum. 
Hayvanlar, insanları bıraksa, 
İnsanlar ruhlarının yalnızlığından ölmez mi? 
Hayvanların başına gelen, insanın da başına gelecek. 
Toprağın başına gelen, oğullarının da başına gelecek. 
Çocuklarınızın ayak bastığı bu toprakların, atalarımızın külleri ile örtülü olduğunu anlatmalısınız. Çocuklarımıza bizim öğrettiğimiz şeyleri öğretin.. Toprak bizim anamızdır. Ve toprağa tükürülmez. Toprak insana değil, insan toprağa aittir. İnsan hayat dokusunun içindeki bir liftir sadece.. 
Beyaz adam neyi satın almak istiyor? 
Gökyüzü ve toprakların sıcaklığını mı? 
Koşan antilopların çabukluğunu mu? 
Biz size bunları nasıl satabiliriz? 
Ve siz nasıl satın alabilirsiniz? 
Bir kağıt parçasını imzaladığımız ve beyaz adama verdiğimiz için her şeyi yapabileceğini mi zanneder beyaz adam. Havanın tazeliğine ve suyun pırıltısına sahip değilsek, bunu nasıl satabiliriz size? Son buffalo da öldüğünde onları tekrar nasıl satın alabilirsiniz? 
Beyaz adam geçici bir iktidardadır ve o kendini her şey zannetmektedir. 
Bir insan annesine sahip olabilir mi? 
Günlerimizin kalan kısımlarını nerede geçireceğimiz önemli değil. Çocuklarımız babalarını gururları kırılmış gördüler. Savaşçılarımız utandırıldılar. Yenilgiler sonrası kendilerini içkiye ve yemeye verdiler. Bu yolla vücutlarını uyuşturuyorlar. Birkaç kış ömrümüzün kaldığı bu topraklarda yakında matemimizi tutacak bir tek kişi bile kalmayacak. Ama niye ağlayayım? İnsanlar denizdeki dalgalar gibi gelip geçerler. Biz gidiyoruz ama beyaz adamın da bir gün keşfedeceği şeyi bugünden biliyoruz. Hepimiz aynı büyük ruhtan geliyoruz. Beyazlar da bir gün bu topraklardan gidecektir. Belki de bütün ırklardan daha çabuk. Yataklarınızı zehirlemeye devam edin. Ve bir gece kendi çöplerinizde boğulacaksınız. Bu kader bizim için şu anda bilinmezdir. Fakat biliyoruz ki batışınızda her tarafa parlak bir ışık yayacaksınız. 
Bütün buffalolar öldürüldükten, yaban atları ehlileştirildikten, ormanların en gizil köşelerine kadar dünya insan kokusu ile dolduğunda sevimli tepelerin görüntüsü konuşan tellerle kirletildikten sonra… Bir bakacaksınız ki… Gökteki kartallar yok olmuş. Hızlı koşan taylara elveda demişsiniz. Bu ne demektir, biliyor musunuz? Bu, yaşamın sonu ve sadece daha fazla hayatta kalmanın başlangıcıdır. Büyük ruh, bizim, hayvanlara ve Kızılderililere sahip olmamızı istedi. Herhalde bunun özel bir anlamı vardır fakat henüz bilemiyoruz. 
Biz (kardeşlerininkinden ne kadar farklı olursa olsun) her insanın istediği gibi yaşamasını savunuruz. Eğer biz teklifinizi kabul edersek, bu sadece yeni toprakları güvence altına almak için olacaktır ve orada son günlerimizi rahat ve huzurlu geçirebiliriz belki. 
Son Kızılderili de bu topraklardan gittiği gün ve onun hatırası yalnız bir bulutun sonsuz çayırlar üzerindeki gölgesi olarak kaldığı zaman, atalarımızın ruhu da bu kıyılarda ve ormanlarda yaşamaya devam edecektir. 
Size bu topraklarımızı sattığımız zaman siz de onu bizim sevdiğimiz gibi seviniz, onunla bizim ilgilendiğimiz gibi ilgileniniz. Ve onu bugün bulduğunuz gibi hatırlayınız. Bu toprakları ve üzerindeki canlıları çocuklarınız için koruyunuz. Çünkü bu dünya kutsaldır. Beyaz adam bile ortak kaderimizden kaçamaz, belki biz hepimiz kardeşiz, bunu zaman gösterecek. 
*** 
Ne yazık ki beyaz adam, kızıl adamı dinlemedi; kendini her şey zannetmeye devam etti. Yeri, göğü kirletti, denizi kirletti, hatta şimdi diğer gezegenleri de kirletmek istiyor. Yüzelli sene önce buffaloları imha eden beyaz adam, sonra ateş çubuklarıyla Kızılderilileri yok etti ve nihayet atom bombalarıyla yüzbinlerce insanı, çoluk çocuk demeden katletti. Hayvanların başına gelen insanların başına da geldi. 
Beyaz adam, kızıl adamın söylediği gibi toprağa düşman oldu. Aç gözlülüğü dünyayı sardı. Ahtapot kollarını Afrika’ya, Asya’ya, Antarktika’ya uzattı. Beyaz adam her şeyi satın almak istedi. Nitekim zencileri alıp sattı; doymadı, beyaz kadınları alıp sattı; yine doymadı, kendi kendini sattı. 
Şimdi beyaz adam kendi çöplüğünde boğuluyor. 
Evet, beyaz adam, geçici bir iktidardadır; fakat kendini herşey zannetmektedir. 
Tüm bunları, yüzelli sene önceden bilen Kızılderili reis, bir kahin değildi. Sadece, ülkesini işgal eden beyaz adamı gayet iyi tanımıştı! 
Ah, beyazı kirleten beyaz adam ah! 
Sen, her şeyi kirlettiğin gibi dünyanın dört bir yanına saldığın Tommiks, Teksaslarınla çocukların tertemiz beyinlerini de kirletmeğe çalıştın. Kağıdı kirlettin, beyinleri kirlettin. 
Ah, beyaz adam sen ne kadar da karaymışsın! 

kaynak: islamisite.com

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: