Hücrenin Dilinden Evrim

Ahmet UYAR(sızıntı)
Hücrelerimizin her birini, mükemmel organizasyona sahip bir devlet gibi düşündüğümüzde, bu organizasyonun bazı kısımlarının daha hususî, bazı kısımlarının ise, daha umumî bir programla yaratıldığını ve bu durumun bütün hücrede geçerli olduğunu görürüz. Bu şekilde birbirinden kısmen farklı komut işleme kabiliyeti verilmiş iki hücre organelinden birisi çekirdek; diğeri ise, enerji üretim birimi olan mitokondridir.

100 trilyon hücreden yapılmış muhteşem bir vücuda sahibiz. Her bir hücre çekirdeğinin hacmi, l0-9 mm3’tür, yani milimetreküpün milyarda biri kadardır. Çekirdekte programın yazıldığı 46 kromozomun uzunluk ve şekilleri farklıdır. Hepsinde toplam 3,l milyar nükleotid (A,C,G,T) vardır ve bunların üç tanesi mânâlı kod teşkil eder. Her bir kod, birer harf gibi iş görür. Bu kodların bir kısmı (% 30’u) gen olarak bilinen mânâlı nükleotid dizilerini teşkil ederken, büyük bir kısmı öbek öbek dizilmiş tekrarlayan kümeler halinde (satellit) bulunurlar. Genlerle bu satellitlerin hepsi birlikte genomu meydana getirir.
İnsanın her hücresinde aynı genom vardır; ama farklı dokulara ait hücrelerde, farklı genler aktif haldedir. Bilgisayarcı lisanıyla söylersek, farklı genler “on” edilmiştir, yani belli dokulardaki hücreler aynı işi yapmak üzere, farklı dokulardaki hücreler de programın sadece kendilerini ilgilendiren kısımlarını okur ve buradaki komutlarla belirlenen işleri yürütür. İnsanlar arası farklılıklar, genlerin açılıp kapanmasını sağlayan düzenleyici bölgelerde yer alan nükleotid dizilerindeki farklılıklar sebebiyledir.
Son tahminlere göre her hücremizde 30-40 bin civarında gen vardır. Bir genin uzunluğu, yüz nükleotidden birkaç bin nükleotide kadar olabilir. İnsan genlerinin yarısının fonksiyonu ve/veya diğer genlerle münasebeti halihazırda bilinmiyor. Yaratıcı’mızın birliğinin bir delili olarak sahip olduğumuz genlerin büyük bir kısmı hayvanlarda da bulunmaktadır. Kudreti Sonsuz Rabbimiz, bütün canlılarda ortak malzeme olan dört harfi (nukleotid) kullanarak, milyonlarca canlı türünün programını ayrı ayrı kodlamıştır. Her canlı, bu programa uygun yapıya ve fonksiyonlara sahip olarak yaratılmaktadır. Her bir genom veya hücrelerimizdeki DNA programı, levhi mahfuzun görünen âlemdeki bir yansıması veya izdüşümü olarak da görülebilir.

İnsan genom projesi

Şu anda insan genom projesi çerçevesinde, kimliği gizli tutulan birkaç gönüllünün DNA’ları üzerinden çıkarılan, gen haritası yaklaşık olarak tamamlanmıştır. Burada yapılan sadece, insan genomundaki nükleotidlerin diziliş sırasını belirlemek ve mânâlı dizileri ortaya çıkarmaktır. Genlerdeki bilgilerin ne mânâya geldiği ve diğer genlerle münasebetleri bundan sonraki çalışmaların konusudur. Bir benzetme yapacak olursak, elimizde bir kitap var; kitaptaki bütün harfleri tanıyoruz, hattâ kısa birkaç kelimeyi de heceleyerek sökmeye başladık. Fakat bu durum bizim kitabın içindeki bütün cümleleri okuyup anladığımızı ve kitabın mânâsına nüfuz ettiğimizi göstermez. Şu anda o dile ait gramer kaidelerini, kelimelerin ve cümlelerin mânâsını çözümleme çalışmaları devam etmektedir.

Program kendini yazabilir mi?

İnsan genomu, muazzam bir bilgisayar programı olarak düşünülebilir. Öyle muazzam bir program ki, insanın bütün ayrıntıları ilmî varlık seviyesinde bu programda gizlidir. Hücrelerdeki bu genetik program, Bediüzzaman’ın ifadesiyle yaratılış kanunlarının küçücük bir mücessemi ve bir nevi ilim ve emr-i ilâhînin bir ünvanı olan İmam-ı Mübin defterinin tecellisidir. Bilim ve teknoloji; insanı model alan program ve sistemleri geliştirmeye çalışmasına rağmen, araştırmacıların, küçük bir başarı elde edebilmesi bile yıllar almaktadır. Bununla birlikte, organ ve sistemlerdeki mükemmelliğin yanına bile yaklaşılamıyor. Nasıl ki bir bilgisayar programı programcısız olamaz, aynen öyle de, hücredeki bu müthiş programların da programcısız olduğu düşünülemez. Bilgisayar programının daha basit programlardan tesadüfen evrimleştiğini düşünmek nasıl mantıksız ise, insana ait bu müthiş programın da başka canlılardan tesadüfen evrimleştiğini düşünmek o kadar muhaldir.
Meselâ bilgisayarla ilk defa karşılaşan bir insan, MS-Word’u görse, daha sonra sırasıyla MS-Wordpad’i, MS-Notepad’i, MS-Dos editörünü (bu bilgisayar programlarının hepsi yazı yazma maksatlı olup, MS-Dos’tan Word’e doğru -basitten en iyiye doğru – sıralanabilir) kullanmaya başlasa ve “Bu MS-Dos editörü tesadüfen, bilgisayardaki bitlerin bir araya gelmesiyle ortaya çıkmıştır. Notepad de MS-Dos editöründen zaman içinde bir şekilde evrimleşmiştir. Wordpad, Notepad’den; Word de Wordpad’den evrimleşmiştir.” dese, bunları üreten koskoca bir firmayı ve onun binlerce çalışanını yok saymış olur, aynen öyle de, insanın hücrelerinin içine konulmuş muhteşem genetik programın Yaratıcı’sını inkâr etmesi de, izahı zor bir akılsızlık ve saygısızlıktır.

Tek başına bir program ne yapar?

İnsan genomunun bir bilgisayar programına benzediğini söyledik. Fakat biz biliyoruz ki, bir program kendi başına hiçbir iş yapamaz. Siz bir CD’yi yıllarca bir yerde bekletseniz, o hiçbir zaman kendisinde saklı olan programı icraata dökemez. Onunla bir iş yapılabilmesi için bilgisayara ihtiyaç vardır. Ancak bilgisayar o programı çalıştırabilir. Benzer şekilde, insan genlerindeki programın fiiliyata dökülebilmesi için, onun da çalıştırılacağı bir sisteme ihtiyacı vardır: Bu da hücredir. Halbuki hücrenin kendisi başlı başına bir mucizedir. Binlerce küçük parçanın bir araya getirilmesiyle, genomundaki programları işleme kabiliyeti olan muazzam bir bilgisayar gibidir. Bu sistem akıl almayacak derecede küçüktür. Bu şekilde düşündüğümüz zaman, insan 100 trilyon bilgisayardan müteşekkil dev bir bilgisayar ağı olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu kadar fazla bilgisayardan oluşmuş bir sistemi yaratmanın ve âhenk içinde çalışmasını temin etmenin de ne kadar muazzam bir ilim ve kudret gerektirdiği âşikârdır.

En verimli program

İnsan geomunda ne kadar bilgi vardır? Bilgisayardaki bilgileri kodlayarak saklamak için iki sembol (0 ve 1) kullanıldığı halde, canlıların genomlarında yapıtaşı olarak dört harfle (A,C,G,T) sembolleştirilen nükleotid isimli moleküller kullanılmıştır. Bunun mânâsı şudur: Aynı miktardaki bilgiyi genlerde saklamak için n kadar bir kapasiteye gerek duyulursa, bilgisayarda 2n kadar bir hafıza birimine -hard diske – ihtiyaç vardır. Yani genlerdeki toplam bilgi olan 3,1 milyar harf (3×10230 bit, 3 Gbit) için bilgisayarda 6,2 milyar harf (6×10230 bit, 1 Gbyte) gereklidir. Bu da yaklaşık 1 Gbyte eder. İnsan gibi olağanüstü kompleks bir canlının bütün detaylarının 1 Gbyte’lik bir programa sıkıştırılması, apaçık sonsuz bir Kudret’i gösterir. İnsan genomunda farklı okuma tarzlarıyla bir genden çok sayıda farklı protein üretilebilmektedir. Böylece kâinatta geçerli olan “azamî tasarruf” ile “bir şeyden her şey yapma” düsturları genomda tecelli etmektedir. Çok çok daha basit işleri yapan bilgisayar programları bu hafızayı çoktan geçmektedir. Bu basit kıyaslama bile, insan hücresinin ne kadar verimli çalıştığını gösterir. Meselâ, 1 Gbyte’lik bilgiyle bilgisayarınızda, gelişmiş bir oyunu ancak oynayabilirsiniz; fakat hücrelerde 1 Gbyte’lik bilgiyle mükemmel bir kimya fabrikasının yapamadığı işler kolaylıkla yapılmaktadır. Mevcut genomdaki kodlama ile ortaya çıkan bilgi, saklanırken o kadar iktisatlı kullanılmış, o kadar küçük bir hacme yerleştirilmiştir ki, bunu sadece Rabb’imiz yapabilir. Bu iktisadın yanında büyüleyici olan husus; bu bilginin kullanılmasında gözlenen karmaşık kontrol ve düzenlemedir.

Program kendini değiştirebilir mi?

Bütün insanlar aynı dış görünüşe sahip olmasın ve her insanın kendine ait şahsîyeti olsun (heyula, âyan-ı sâbite) diye, genlerdeki komutlar, üreme sırasında değişebilecek şekilde (krossingover) yaratılmıştır. Bunun ne kadar büyük bir nimet olduğunu anlatmaya gerek yoktur. Bütün bilgisayarcılar bilirler ki, bir programı yazdıktan sonra o programın kendisini otomatik olarak değiştirmesi, imkânsızdır. Şu anda yazılmış bir program kendini değiştirememektedir. Fakat çocuk yaratılırken, sperm ve yumurtadaki programlar değiştirilmekte ve farklı bir insan meydana getirilmektedir. Ayrıca bu yeni insanın programı, anne-babasına benzer; fakat onların aynısı olmayıp, kendine hastır.

Temel programlar ortak

Aynı genlerin hem insanda, hem de benzer canlılık fonksiyonlarına sahip bütün canlılarda bulunması şuna benzer: Siz bir program yazıyorsunuz ve o programda kullandığınız bazı komutlar, sadece PC’lerde ve dev şirket bilgisayar merkezlerinde değil, aynı zamanda dijital olarak çalışan kol saatinden, hesap makinesine; oradan cep telefonuna kadar çeşitli aletlerde kullanılabiliyor. Canlılar âlemindeki belli moleküler mekanizmalara ait genler de -meselâ solunum reaksiyonlarında iş gören sitokrom, bazı enzim ve koenzimler, ATP vs. birçok molekül – bir hücreli canlılardan memelilere kadar her seviyedeki canlıda kısmen veya tamamen aynıdır. Bu bile bütün canlıların Sonsuz İlim ve Kudret sahibi birisi tarafından, belli bir program dahilinde, ortak canlılık motifleriyle yaratıldığını gösterir.

İmkânsızı iddia eden evrimciler

Evrime inananlar: “Madem hayvanlarda ve insanlarda aynı genler var, öyleyse insan hayvanlardan evrimleşerek gelişmiştir(!)” iddiasındadır. Bu, şuna benzer: Teknolojiden ve bilgisayardan habersiz bir insan, modern bir şehre geliyor ve çeşitli dijital âletler görüyor: saat, hesap makinesi, bilgisayar, cep telefonu… Bunları incelediğinde hepsinin benzer ve aynı özellikleri taşıdığını, 0(sıfır) – 1(bir) prensibiyle iş gördüğünü ve merkezi bir işlemci birimine sahip olduğunu fark ediyor. Öyleyse diyor: “Bu hesap makinesi bu saatten, bu bilgisayar da bu hesap makinesinden evrimleşmiştir.” Bütün bu işleri plânlayan ve inşa edenlerin bilgilerini ve gayretlerini yok sayarak: “Bu âletlerin hepsi çeşitli tesadüfler sonucunda birbirlerinden evrimleşmiştir.” diyor.
Bu hususta evrimcilerin açıklayamadığı diğer bir husus da, entropi kanunudur. Bu prensibe göre dışarıdan düzenli enerji almayan kompleks sistemler, bozulmaya doğru gider. Hiçbir zaman için basit bir sistem, kendi kendine kompleks bir sistemi doğurmaz. Ama evrimcilere göre basit sistemler, kompleks ve mükemmel sistemler doğurmaktadır.

Çıldırtan ihtimal hesapları

Evrimcilerin diğer bir çıkmazı da, yeni bir genin tesadüfen meydana gelmesinin ihtimal dahilinde olmamasıdır. Bildiğimiz gibi en küçük genler 100 civarında nükleotidden yapılmışken, binlerce nükleotidden yapılmış genler de vardır. En basitinden 100 nükleotidden oluşan bir geni düşündüğümüzde, 100 nükleotid için 4100 değişik sıralanma ihtimali vardır. Bunlardan sadece bizim aradığımız nitelikte bir genin ortaya çıkması için, 2×499 kadar deneme yapmak gerekir (60 basamaklı bir sayı). Bu kadar ihtimali denemek isteseniz ve her saniyede bir deneme yapsanız, bırakın dünyanın 5 milyar yıl yaşını, kâinatın 15 milyar yıllık yaşı bile yetmez. Arka arkaya milyarlarca kâinat yaşı kadar bir süre gerekiyor. 1.000 nükleotidden oluşan bir geni elde etmek için de, ortalama olarak 2×4999 tane denemeye ihtiyaç vardır (600 basamaklı bir sayı). Bunun için l0580 kâinat yaşı kadar süre gerekiyor. Ayrıca bu denemeyi yapacak ve mantıklı sonucu bulduğu zaman onu imha etmeden kullanacak ve ondan gelecek nesillere aktaracak bir mekanizmaya da ihtiyaç vardır. Sadece 100 nükleotidden oluşan en ufak bir genin bile bir araya gelmesi bu kadar imkânsız ise, nasıl olur da 30-40 bin gen tesadüfen ortaya çıkar ve sanki ne yapacaklarını biliyorlarmış gibi bir araya gelerek uyumlu bir sistem oluştururlar?

Bakmasını bilene!

Moleküler biyoloji, genetik ve evrim konuları, daha uzun zaman dünya gündeminde kalacağa ve insanlığın kâinata bakışında mühim bir imtihan sebebi olmaya devam edeceğe benziyor. Kimileri, her biri sanat eseri olan canlılarda, Yaratıcı’nın ilim ve kudretini görerek imanını kuvvetlendirirken, kimileri de bu bilgileri yanlış bakış açısıyla değerlendirerek, inançsızlık bataklığına düşmüş olacaktır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: