Seslerin Ötesindeki Ses

Mk. Müh. Osman KARAGÖZ (sızıntı)

Bir ses duyduğumuz zaman muhakkak titreşen bir cismin bulunduğunu söyleye­biliriz. Gerili bir teli parmağımızla çekip bırakalım. Tel titremeye başlar. Bunun ne­ticesi olarak da bir ses çıkar.

Tabiatta titreşen herşey ses dalgaları meydana getirir. Bağırdığımız zaman akciğerlerimizden kuvvetle çıkan hava, boğazımızdaki ses tellerini titretmiş, böylece ses çıkmıştır. Bunun gibi bir çana tokmakla vurduğumuz ya da bir bardağa fiske attı­ğımız zaman çıkan seslerin hepsi, vurulan veya dokunulan şeyin titreşmesi netice­sinde meydana gelir. Eğer titreşen bu cisim boşluktaysa yani havasız bir yerdeyse ses dalgaları meydana gelmez. Biz de sesi duyamayız. Havası alınmış bir cam fanus içinde çalan çanın sesini duymamız imkânsızdır.

Sesin frekansı: Titreşen bir cismin saniyede yaptığı titreşimlerin sayısı. Frekansı ölçmek için Hertz (kısaca Hz.) denilen bir birim kullanılır. Bir Hertz, bir cismin 1 saniyede tam 1 titreşim yapması demektir

Sesin hızı : Ses dalgaları havada saniyede 340 m. lik bir hızla yayılırlar. (Sesin hızı, deniz seviyesinde saatte 1.224 km. ile 11.000 m. yükseklik de saatte 1.060 km. arasında değişir.) Ancak sesin çarptığı engeller kuvvetini azaltır. Sesin su içindeki hızı havadakinden fazladır. (1.504 m/saniye) Ses dalgalarının hızı madenlerin içinde daha da artar.

Sesin yansıması (Aks-i seda) : Yansıma, ses dalgalarının bir engele çarparak bize geri gelmesidir. Sesin tam olarak yankı yapabilmesi için arada 17 m. lik bir aralık olması gerekir. Eğer uzaklık daha azsa yankı tam olarak meydana gelmez, yalnız çıkan sesler daha dolgun çıkar. Ses duvarı nedir? Ses dalgalarının deniz seviyesindeki düzeyindeki hızının saatte 1.224 km. olduğunu söylemiştik. Ama yükseklere çıkıldıkça havanın yoğunluğu azaldığından dalgaların hızı azalır. 11.000 m. de bu hız 1.050 km.ye iner. Sesin yayılma hızından daha yüksek olan hızlara “ses-ötesi hız”, daha düşük olan hızlara da “ses-berisi hız” adları verilir.

1) 11.000 m. yükseklik de saatte 1.060 km. den sonra yavaş, yani ses-berisi hızla uçağın meydana getirdiği ses dalgaları, uçağın hızından daha fazla olduğu için daha çabuk yayılır. Biz de uçak daha uzakta iken sesini duyarız.

2) 11.050 m. yükseklik de saatte 1060 km. hızla uçan bir uçağın çıkardığı ses dalgaları uçakla birlikte yayılırlar. Motorun sesini duyduğumuz anda uçağı da görürüz. Bu durumda uçak, ses titreşimlerinden meydana gelen çok kuvvetli bir engelle karşı karşıya kalır. Biz buna “ses duvarı” deriz.

3) 11.000 m. yükseklik de uçan bir uçağın hızı 1060 km. den daha fazlalaşırsa motorun çıkardığı ses dalgaları uçağa erişemezler. Uçak geçip gitmiş, ses dalgaları ise geride kalmıştır. İşte bu durumda da uçak “yolunu kesen” o kalın ses duvarını aşmış sayılır. Canlı radarlar: Gözleri zayıf gören yarasalar, geceleri çeşitli engellere çarpmadan rahatça uçarlar. İnsanlar, yarasaların bu çok zor işe nasıl muvaffak olabildiklerini ancak radarların keşfinden sonra anlayabilmişlerdir. Radar uzaya elektromanyetik dalga demetleri gönderir. Bunlar bir engele mesela bir uçak-çarpınca, geri başlangıç noktasına dönerler.

Böylece, uzaydaki cismin varlığı, yönü ve uzaklığı (bu dalgaların gidiş-dönüş zamanları arasındaki farktan) radar ekranı üzerinde belirir.

Yankıyla ayartılan yarasa, engele çarpmamak için süratli bir dönüş yapar. Kanatlarından birinin aldığı dalgalı şekil dikkatinizi çekti mi? Yarasalar, çok yüksek titreşimli (saniyede 50-100.000) ses-ötesi dalgalar yayarlar. En çok 20.000 titreşime hassas olan insan kulağının bu sesleri duymasına imkân yoktur. Bu hayvanlarda da, ses-ötesi dalgaları yayan organın gırtlak, dönen dalgaları alan organın da kulak olduğu tahmin edilmektedir.

İstemediğimiz sesler: Tabiattaki bütün sesleri işitemeyiz. İnsan kulağı 16 Hertz ile 20.000 Hertz arasında frekansı olan sesleri duyar. Ama kâinatta bu iki frekans sınırı dışında da sesler vardır. Ağaç yapraklarının yaradanlarına karşı hemhemelerinden, güneş sisteminde dönen kürelerin seslerine kadar… Acaba bunları duymamak Hafız ismine mâlik, şefkatli bir Zât’ın lütuf ve merhameti değil midir? Radyonun düğmesini açtığınızda duyduğunuz şeylerin, gece-gündüz beynimizin odaları arasında yankılanmasını ister miydiniz?

Şekiller ve renklerle çeşit çeşit nakışlar dokuyan, türlü sanat tabloları ile kâinatta boş bir yer bırakmadan her tarafı süsleyen Muhteşem Sanatkârın, ayrı ayrı nağme ve eda yarattığı seslerle de bu şâhâne meşheri dillendirip, dağılış ve yayılış sistemlerindeki müthiş intizam ve insicam ile varlığına ayrı bir sahada şahitler gösterdiğini müşahede etmekteyiz…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: