Amerikalı Bir Müslüman: Muhammed Russel Webb Efendi ve Osmanlı Devleti

İhsan ÇOMAK
“Dünyada İslâmiyet’le hem ruhen, hem de şeklen Osmanlı’dan daha fazla bütünleşmiş bir başka millet yoktur.” 1894 yılının Haziran ayında New York’ta yayınlanmaya başlayan İslâm’ın Sesi (The Voice of İslâm) dergisinin 1. sayısı bu sözlerle başlıyor. Dergi ayda bir yayınlanıyor. Yıllık abonesi 30 sent. Derginin bu ilk sayısından amacının, Amerika’da İslâm’ı yaymak olduğunu anlıyoruz. Dergide ayrıca İslâm dünyası ve Hristiyan misyonerleri hakkında haberler de var. En son sayfada ise ticarî bazı ilânlar. Dergiyi çıkaran kişi ise New York’taki Müslüman cemaati adına, Muhammed Russel Webb. Muhammed Russel Webb hakkında fazla bilgimiz yok. İslâmiyet’i kabul ederek bir Avrupa ülkesinden Amerika’ya göç eden ve İslâmî faaliyetlerde bulunan bir Müslüman. Muhammed Webb ve Amerika’daki İslâmî faaliyetleri hakkındaki bilgileri M. Webb tarafından Osmanlı Devleti Washington Büyükelçiliği vasıtasıyla gönderilmiş ve şu an İstanbul’daki Osmanlı arşivinde bulunan iki mektubun tercümesinden ve İslâm’ın Sesi dergisinin ilk nüshasından öğreniyoruz.

Muhammed R. Webb, veya Osmanlı belgelerindeki ifadesiyle Muhammed Webb Efendi, İslâm’ın Sesi dergisinden önce “İslâm Dünyası” (Muslim World) adında bir de gazete çıkarmış. Ancak maddî imkânsızlıklar sebebiyle bu gazeteyi kapatır ve İslâm’ın Sesi dergisini çıkarmaya başlar. Ancak maddî sıkıntılar hâlâ devam etmektedir.

Belgelerde açıkça ifade edilmese de, muhteviyatından anladığımız kadarıyla M. Webb Efendi, Washington’daki Osmanlı Büyükelçiliğine başvurarak yardım talep eder. Devlet-i Âliye büyük siyasî ve malî sıkıntılar içinde olmasına rağmen, İslâmiyet’in bu uzak ülkede yayılması adına bu teşebbüse destek verir. İlk olarak kendisine Gazi Muhtar Ahmet Paşa tarafından 500 dolar yardım gönderilir. Ayrıca M.R. Webb’e bir mektup yazılarak, faaliyetleri ve Amerika’daki Müslümanların vaziyeti ile ilgili sorular sorulur. M.W. Efendi’ye sorulan sorulara cevaben gelen mektupları padişaha Hariciye Nazırı Hasan Paşa takdim eder. Hasan Paşa dönemin padişahı II. Abdülhamit’e yazdığı layihada durumu şöyle izah etmektedir.

“New York’da ayda bir kere çıkan “Sada-yı İslâm” serlevhalı gazetenin ilk nüshası leffen takdim kılındı. Mezkur gazete Amerika’daki cemat-i İslâmiyenin taht-ı himayesinde neşredilmektedir. Hacmi pek ufak olan bu gazete güzel bir yolda yazılmakta ve “Muhammed Webb” Efendi’nin taht-ı nezaretinde bulunmaktadır. Zaten nüsha-yı mezkûreyi bendenize gönderen dahi efendi-yi mümaileyhtir. Mezkûr gazetenin irsalinden bilistifade İslâmiyet’in Amerika’da neşr ve telkinine müteallik hususata kesb-i vukuf ve ıttıla’ etmek maksadıyla Muhammed Webb Efendi’ye bu babda bazı sualler irad etmiş olduğumdan cevaben aldığım iki mektubun birer suretini leffen takdim kılındı. Evvelce dahı arz ve iş’ar kılındığı vechile Muhammed Webb Efendi’nin Amerika’daki teşebbüsat-ı diniyesi şayan-ı takdirdir. Mumaileyhin tesadüf ettiği bilcümle müşkilatı def ve izale ile birçok kesanı ihtidaya sevka muvaffak olabileceği iddia olunamaz ise de kendisi erbab-ı namus ve iffetden olduğu gibi pek muktedir bir muharrirdir. Ve efkârını neşr ve telkin hususunda mutedilane hareket etmekte ve fakat sebat ve metanet göstermektedir. Efendi-yi mümaileyh bu teşebbüste tamamiyle nail-i muvaffakiyet olamadığı takdirde bile neşriyat kılması ve konferanslarıyla din-i İslâm’ın aleyhinde Amerika’da mevcut efkâr-ı batılayı ref’ ve izaleye muktedir olacağı meczundur. Bu ise ciddi bir hıdmettir. 6 Haziran ’94 tarihli ve 67 numaralı tahrirat-ı âliyye nezaretpenahilerine zikir ve beyan olunan Kaside-i Bürde’nin Türkçe tercümesini müctemian Amerika İslam Cemaati’ne irsal edeceğim. Emr u ferman hazret-i menlehul emrindir.” (Başbakanlık Osmanlı Arşivi, İrade-i Hariciye, 1312 M

Dilerseniz şimdi de padişah II. Abdülhamit’e takdim edilen, Muhammed Webb Efendi’nin 2 mektubunu okuyalım.

15 Haziran 93 tarihli mektubun tercümesi:

“Şehr-halin 20’si tarihli tahrirat-ı sefiranelerine ber vech-i ati cevap itasına müsâra’at eylerim. Şöyle ki:

Evvelen; “Sada-yı İslâm” gazetesi New York’da mukim mühtedilerden mürekkep cemaat-i İslâmiye tarafından neşr olunmaktadır. Cemaat-i mezkureye mensub kesandan her biri masarif-i vakıayı te’diyeye mecburdur. Bin nüshadan mürekkeb her tertibin masarif-i tabiyyesi 18 dolara ve posta masarifi vesaire dahi 17 dolara baliğ olmaktadır. Abone ve ilânat ücreti olarak istîfa olunan meblağ ile masarif-i mezkure tesviye olunmaktadır. Açık zuhur ettiği takdirde merkumlardan her biri tarafından mutesaviyen te’diye olunan meblağ ile kapatılmaktadır. Gazetenin umur-u tahririyesi mühtedi Nafiz Ekip, ve umur-u idaresi dahi kezalik mühtedi Ali Levi’ye aittir. Gazetenin kaffe-i umuruna cemaatin reisi sıfatıyla taraf-ı acizanemden nezaret olunmaktadır.

Saniyen; ahval-i maliyem ziyadesiyle mucib-i endişedir. Bu teşebbüs içün lüzumu görülen meblâğın te’diyesini bir kıta mukavelename mucibince deruhte etmiş olan Hacı Abdullah Arabî taahhüdat-ı vakıasını ifa etmemiş olduğundan taraf-ı eşref-i Hz. Padişahiden ihsan buyrulan atiyye ile devletlü Ahmet Muhtar Paşa Hazretleri canibinden ita kılınan meblağ müstesna tutulduğu hâlde bilcümle nukut ve mevcudemi sarfa mecbur olduğum cihetle masarifi taklil için ailemi zevcemin bir miktar araziye malik olduğu New York’a 85 km mesafede vaki Ulster Park nam karyeye naklettim. İşlerimin kısm-ı azamını burada tesfiye etmekte ve haftada bir defa şehre gidib dört gün Ulster Park’ta kalmakta ve iki günü New York’taki idarehanemde geçirmekteyim. Şehrî 18 dolar kira vermekte olduğum idarehanemde içtimalar dahi akdolunduğu gibi burası cemaatin merkez-i umumiyesidir. Bedel-i icariyi tediye edemediğim zaman bunu cemaat azasından bazıları tesviye ediyorlar.

Salisen; vesait-i nakdiyenin fıkdanı hasebiyle “Müslim Word” (İslâm Dünyası) gazetesini tatil ettim. Kanun-u saninin iptidasından beru ahz eyledüğüm bilcümle mebaliği mezkur gazete için vuku bulan duyun ve taahhudat-ı saire için sarf olunmuştur. Tesfiye olunacak daha 350 dolarlık bir deyn mevcuttur.

Rabian; Amerika’daki mühtedilerin adedini tayin etmek gayr-i kabildir. Çünkü ihtida eden kesaninlerin ihtida keyfiyeti çok muhteliftir. Lâakal kırk kişi İslâmiyet’i kabul etmişlerdir. Yüzü mütecaviz kesan dahi akdeylediğim içtimaat ile neşriyat-ı vakıamın neticesi olarak din-i İslâm hakkında pek ziyade izhar-ı meyil ve muhabbet eylemişlerdir.

Hamisen; akd ettiğim konferanslar her yerde nazar-ı dikkati celbetmiş olduğu gibi konferanslar ikta için her taraftan bir çok davetler vuku bulmuş ise de mesarif-i rahiyeyi tesviyeye adem-i iktidarım cihetle icabet edemedim. Kur’ân-ı Azimüşşan’ın nüshasını isteyenler gittikçe tekessür ediyor. Bir kütüphane geçen son on sene zarfında sattığı miktarın dört mislini mütecaviz fürüht etmiştir. Edebiyat-ı İslâmiyeye müteallik kütüb ve asar hakkında binlerce talep vuku bulmakta ise de tedarik edemiyorum. Alelumum herkes din-i mubin-i İslâm’ın mahiyetini suret-i ihtiramkâranede tetkik ve teftişe meyyal görünüyor. Bu ise mesai-yi vakıamın eseridir. Binlerce adam suret-i zahirede Hristiyan iseler de bu dini sevmediklerinden din-i İslâm’ın ahkâm ve kavaid-i celilesinin hakayıkına vâkıf olmak arzusunda bulunuyorlar.

Sadisen; istikbalim parlak görünmüyor ise de büsbütün kat’ı ümit etmiyorum. İslâmiyet’in Amerika’da neşrinden feragat etmek niyetinde değilim. Bu teşebbüsde muavenet-i ilâhiyeye mazhar olacağımdan eminim. Zira din-i mübin-i İslâm’ın bütün dünyaya intişarı irade-yi ilâhiye iktizasındandır. Cenab-ı Hakk’ın muavenetine istinaden neşriyat ve telkinata devam edeceğim. Teşebbüsatımız muavenetten vareste oluncaya kadar Şark Müslümanları tarafından mazhar-ı muavenet olunur isem bütün vaktimi buna hasredeceğim. Fakat şimdiki gibi ailemin esbab-ı maişetini istihsale çalışmak mecburiyetinde bulunduğum takdirde bunu yapamayacağım derkardır. İslâmiyet’i kabul ile, münekkidan bulunan eski ehibbamın adavetini celbettim. Ve bu suretle terakkiye mani oldum. İhtida etmezden evvel benim için güzel bir mevki ihraz etmek pek kolay idi, fakat şimdi iş değişti ve Hacı Abdullah Efendi taahhüdat-ı vakı’asını ifadan imtina ettiği günden beri pek güçlükle geçiniyorum.

İslâmiyyetin din-i hakikî olduğu cezim ve itikadındayım, fakat bu dinin ahkâm ve kavaid-i celilesi birtakım cahil muharirler tarafından pek yanlış bir yolda gösterildiğinden muavenet-i ilâhiye ile din-i İslâm hakkındaki efkâr-ı batılayı ref ve izale ile zeki vatandaşlarım meyanında neşr-i hakaik üçün elden geleni icradan geri durmayacağım. Şark Müslümanları dinlerini seviyorlar ise ehemmiyet-i azimesi derkar olan bu teşebbüste bana muavenet ederler. Amerika İslâm cemaati gittikçe tezayüt ettiği gibi “Sada-yı İslâm” gazetesinden müsteban olacağı üzere elhâletü hazihi nezaret-i acizanem tahtında çalışıyor.”

20 Haziran 94 tarihli mektubun tercümesi:
(Mektubun baş kısmı alınmamıştır.)

“…Saniyen; New York şehrinde mühtedilerden 30 kişi teşebbüsatımıza doğrudan doğruya iştirak ile İslâm olduklarını alenen beyan etmektedirler. Kırk-elli kişi dahi İslâmiyet’in din-i hakiki olduğunu tasdik ediyorlar ise de münafıklarca muzır olmasından ihtirazen ihtida ettiklerini alenen beyan etmiyorlar. Bunlardan maada birçok kimseler daha vardır ki İslâmiyet hakkında ziyadesiyle izhar-ı meyl ve muhabbet eylemekte ise de efkârlarını beyanda tereddüt ediyorlar.

Salisen; hesap defterim New York’taki idarehanemde bulunduğu cihetle Devletli Muhtar Paşa Hazretleri’nden hangi tarihte iane aldığımı katiyyen beyan edemesem de, zann-ı acizaneme göre, meblağ-ı mezkuru şehr-i martın nihayetinde veyahut nisanın bidayetine doğru almıştım. 500 dolardan ibaret olan bu para ile başta mevcut duyunat ile masarif-i saire tesviye olunmuştur. Emr-i ferman hazret-i menlehül emrindir.” (İrade-i Hariciye, 1312 M 29)

Amerikalı Müslüman Muhammed Webb Efendi’nin hikâyesi bu kadarla da bitmiyor. İlerleyen yıllarda Webb Efendi’ye önce düzenli olarak maaş bağlandığını gene Başbakanlık Osmanlı Arşivi’ndeki belgelerden (İrade-i Hariciye, 1312 M 29, 12) öğreniyoruz. Muhammed Russel Webb Efendi daha sonra neler yaptı, Amerika’daki İslâmî tebliğ faaliyetleri nasıl devam etti? Bu konuda elimizdeki tek belge Hicri 1319 tarihli, yani yedi yıl sonra yazılmış (İrade-i Hariciye 34/Ca 1319). Bu belgeden anladığımıza göre Webb Efendi kendisinden beklenen misyonu hakkıyla yerine getirmeye devam etmektedir ve çalışmalarına bir destek ve mükâfat olarak New York Fahri Başşehbenderliğine (ticaret müşaviri) atanmış ve kendisine ‘Mecidi’ nişanı verilmiş.

Osmanlı devlet yapısı içinde yer alan bürokratların zihninde yazılı kanunların yanında, adına zihniyet de diyebileceğimiz, herkesin bildiği ve kabul ettiği, uyguladığı ancak yazılı olmayan bazı kanunlar, prensipler, düşünceler yatmaktadır. Osmanlı arşivlerinin bize sunduğu bu belgelerden anlaşılıyor ki, bu yazılı olmayan prensiplerden belki de en önemlisi, içinde bulunulan şartların elverişsiz olmasına aldırış etmeksizin, İslâm’ın dünya çapında yayılmasının hedefleniyor olmasıydı. Bu, dünyanın herhangi bir yerindeki bir devletin İslâmîleştirilmesinden çok daha fazlasını içine alıyordu. Sadece yükseliş döneminde değil, yıkılışın yaşandığı son yüzyıl içerisinde, Müslüman olmayan ülkelerle yapılan temaslar bize bu hedefin zihinlerde hâkim olduğunu gösteriyor. Osmanlı Devleti yıkıldığı için bu idealin gerçekleştirilmesi mümkün olmamıştır. Ancak bu, aynı projenin tekrar denenmeyeceği ve gerçekleştirilemeyeceği anlamına gelmemektedir. 29)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: