Haksızlığa Veda

B. Mümtaz AYDIN  (sızıntı)

İnsanoğlu; var olduğu günden bugüne kadar büyük medeniyetler kurmuştur. Tarım, mimarî, şehircilik, sanat, estetik gibi alanlarda kurulmuş bu medeniyetler silsilesinin ilki; Mezopotamya Medeniyeti’dir. Bu Doğu Medeniyeti’ni yine dünyanın aynı bölgesindeki Mısır Medeniyeti takip etmiştir. Daha sonra Anadolu’ya geçen uygarlık kuşağının en son durağının, bu defa Batı’daki Avrupa olduğu tarih kaynaklarında yer almaktadır. Yaklaşık yedibin yıllık bu medeniyet dönemlerinde milletler, toprağı ekip-işlemeyi öğrenerek, meşhur Babil bahçelerini yapabilmiştir. Bugün en son şekillerini kullandığımız pek çok âleti icat etmişlerdir. Mimarî, yapı işçiliği ve inşaat tekniğinde gelmiş oldukları seviyenin bir göstergesi olan piramitlerin teknik sırları ise hâlâ çözülememiştir. Tiyatroları, arenaları, meclisleri ve diğer yapıları ile, kurdukları şehirlerin kalıntıları bile bugün hayranlıkla ziyaret edilmektedir. Heykeltıraşların eşsiz eserleri müzelerin baş köşelerinde ağırlanmaktadır. Fikir ve düşünce alanındaki yazılar ise, bugünkü pek çok bilim dalının kaynağı olarak kabul edilmektedir.

Ancak insanlar bu beşerî sistemlerde, ne yazık ki “insan hakları”nı tesis etmede pek de başarılı olamamışlardır. Dünya harikası eserler, pek çok insanın ölümüne ve felâketine rağmen gerçekleştirilebilmiştir. En ağır işlerde çalıştırılan köleler, hakları şöyle dursun, insan bile sayılmamışlardır. Arenalardaki eğlencelerin, gladyatörlerin birbirlerini öldürmesiyle daha zevkli olduğu söyleniyordu. “İdeal” olarak sunulan şehir hayatları ve idare biçimleri ise, sosyal sınıf sistemine dayanıyordu.
Soylulardan(!) oluşan belirli bir azınlık, çoğunluğun mutsuzluğu sayesinde mutlu, müreffeh yaşayabiliyordu. Alt tabakaların can, mal ve namusları bu azınlığın keyfine emanetti. Bu durumdan en çok zarar görenlerden birisi de kadınlardı. Estetik ve sanatın öne çıktığı dönemlerde bile o hâlâ ikinci sınıftı. Kanunların uygulanmasında da aynı sınıflandırma ve keyfîlik ön plândaydı.

Bu çarpıklığın en başta gelen sebebi ise; insanların kurduğu bu sistemlerin kendisine ruh verecek bir semavî dinden mahrum olmalarıydı. Zaman zaman gelen peygamberler bu eksikliği gidermeye çalışmışlarsa da, çoğu zaman yine eskiye dönülmüş ve haksızlık yine hâkim olmuş.

İnsan hakları yoksulluğunun Orta Çağ’da zirveye çıkmasıyla artık dayanılmaz bir hâl aldığında; bu konu yavaş yavaş Batı dünyasının fikir ve düşüncelerinde yer bulmaya başladı. 1215 yılında İngiliz milleti ile Kral John arasında imzalanan Mağna Karta Bildirgesi’nde; insanın kanunlara aykırı olarak tutuklanamayacağı, haksız yere öldürülemeyeceği, malının elinden alınamayacağı gibi hükümler yer alıyordu. 1789’daki fiilî durumla da düşünceden uygulamaya geçildi. Avrupa’daki bu başlangıcın bütün dünyaca kabul edilmesi ise, ancak 1948 yılında gerçekleşebildi; İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nca ilân edildi.

İnsanlara huzur, saadet sağlayan ve aralarındaki ilişkileri ahlâkî bir zemine oturtan din unsurundan mahrum bir şekilde süregelen medenîleşme süreci; uzun yıllar, büyük acılar ve derin üzüntüler sonunda bu olgunluğa ulaşabilmişti. Halbuki bu, insanoğlunun var olan bir değeri arama veya yoktan var etme mücadelesinden başka bir şey değildi. Beyannamedeki maddelerin çoğu, özü itibarıyla, semavî dinlerin sunduğu çözümlerle hemen hemen aynıydı.

Hz. Musa’nın getirdiği mesajın özünü oluşturan “on emir”deki; “kimsenin canına, malına, ırzına dokunma; hile yapma; ana-babaya, akrabaya, yoksula, yolcuya iyilik et; dedikodu yapma; gururlanma” gibi ifadelerin çoğu insan haklarıyla ilgilidir. Hıristiyanlık’ta da benzer mesajları bulmak mümkündür. En son din olan İslâm’ın bu konudaki hükümleri için Veda Hutbesi’ne bakmak yeterli olacaktır. İnsanlığın 1948 yılında gelebildiği merhale, asırlar önce insanlara açık bir dille ifade edilmiştir.

Yaklaşık ondört asır önce; menfîden müspete, vahşilikten medenîliğe doğru gerçekleşen bir inkılâbın tamamlanmasının sonunda; Hz. Peygamberin, seçkin bir topluluğa yapmış olduğu “Veda” konuşması, muhtevası itibarıyla bugün de aynı tazeliğiyle insanların çözüme ihtiyaç duydukları temel meselelere çare olmaktadır. Âdeta Kur’ân’ın ve İslâm’ın özeti durumunda olan bu hutbede, insanlık tarihi kadar eski olan “İnsan Hakları” konusu ağırlıklı olarak yer almaktadır.

Beyanname şüphesiz çok önemli bir başarı ve merhale olup; önemli ölçüde çözüm getirmiş ve getirmeye de devam etmektedir. Fakat geçmiş için yapabileceği bir şey olmadığı gibi, gelecek için de bir garantisi yoktur. İnsanların koyduğu kurallar yine insanlar tarafından çiğnenebilir veya değiştirilebilir. Halbuki Kur’ân’dan özet iktibaslar şeklinde olan Veda Hutbesi, her şeyden önce İlâhî kaynaklıdır. Her çağ için geçerli olan esasları değiştirilemeyeceği gibi, mazlumlara ve zalimlere dair getirdiği yaptırımlar, onun uygulanabilirlik kabiliyetini artırmaktadır.

Diğer taraftan hutbenin gerekleri, ilk önce bizzat Hz. Peygamber tarafından kendi şahsı ve yakınları için uygulanmıştır. Bu fedakârlık ve örnek davranış, sözlere gerçeklilik ve inanırlılık kazandırmıştır. Bunu hutbedeki şu ifadelerden anlıyoruz:

“Cahiliye âdetlerini ayağımın altına alıp çiğniyorum. Bütün kan davaları kaldırılmıştır. Kaldırılan ilk kan davası Abdülmuttalip oğullarından Haris’in kan davasıdır.”

“Her türlü tefecilik de kaldırılmıştır. Allah faiz yoktur diyor. Kaldırdığım ilk faiz amcam Abdülmuttaliboğlu Abbas’ın faizidir.”

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin bazı maddeleri ile Veda Hutbesi’nin bazı fıkraları, ya birbirinin aynıdır ya da çok yakındır. Vicdana kulak veren aklın geldiği nokta din ile paraleldir:

Beyanname, madde 1: “Tüm insanlar… birbirlerine karşı kardeşlik duygusuyla hareket etmelidirler.”

Hutbe’den : “Bütün inananlar kardeştir.”

Beyanname, madde 2: “Herkes ırk, renk, cinsiyet, din, siyasal ya da başka herhangi bir görüş, ulusal ya da toplumsal köken, zenginlik, doğum ya da başka herhangi bir ayrım gözetmeksizin … eşittir, ayrım yapılmaz.”

Hutbe’den: “Bir Arabın Arap olmayana, bir yabancının da Arap olana üstünlüğü yoktur.”

Beyanname, madde 3: “Herkesin yaşama, özgürlük ve kişisel güvenlik hakkı vardır.”

Hutbe’den: “Her birinizin kanı ve malı ötekine haramdır. Birbirinizi öldürmeyin.”

Beyanname, madde 7: “Yasa önünde herkes eşittir ve ayırım gözetilmeden yasanın korumasından herkesin eşitçe yararlanma hakkı vardır.”,

Madde 9: “Hiç kimse keyfi olarak tutuklanamaz.” Ve ayrıca madde 10 ve 11…

Hutbe’den: “Her katil suçundan kendisi mesuldür. Hiçbir katilin işlediği suç, çocuklarına şamil olmaz, hiçbir oğulun ve kızın suçu babayı sorumlu kılmaz.”

Bu hususlardan başka Veda Hutbesi’nde kadın hakları konusuna da temas edilmiştir:

“Sizin kadınlarınızın üzerinde birtakım haklarınız vardır. Onlar sizin haklarınıza riayet etmelidirler. Onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Onlara karşı iyi davranınız, şefkatle muamele ediniz.”

“Siz onları Allah’ın akdi ile aldınız. Onlar size Allah’ın ahdiyle helâl olmuştur.”

“Kadınlarınız… Allah’ınıza kavuşacağınız zamana kadar, bugün…, bu ay…, bu belde nasıl mukaddes ise öylece mukaddestir.”

Kanun veya nasihatler, yaptırım gücü olmadığı takdirde kâğıt üzerinde veya sözde kalmaya mahkûmdurlar. Dinî emir ve nasihatler doğrudan insanların vicdanlarına hitap ettiği için, kişi Allah’a karşı sorumlu olma şuuruyla kendi kendini kontrol eder. Veda Hutbesi’nde de: “Kıyamet gününde Allah’ın huzuruna çıkacaksınız. O da size yaptıklarınızı bir bir soracak ve ona göre mükâfat ve ceza verecektir.” ifadesiyle bu şuur ve sorumluluk verilmiştir.

Aynı dine mensup insanlara yapılan bu konuşma, ayrıca; tevhid, ahiret inancı, emanete riâyet, ahde vefâ, hediyeleşme, küçük hatalardan dahi kaçınma, dinde ifrata kaçmama… gibi hususları da ihtiva etmektedir.

O gün yüzbini aşkın insanın tasdik ettiği bu tebliğ, bugün insanlığın hâlâ ulaşabilmeyi maksat edindiği bir zirvenin gençliğini ve dinçliğini yaşamaktadır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: