Motor Sinir Liflerindeki Sır

Dr. Suat SOYSAL (sızıntı)

En güzel şekilde yaratılmış olan insan, en girift sisteme sahip varlıklardan biridir. Beden-nefis ve ruh olarak üç farklı tabakadan meydana gelen insanın bedeni de, bir saray ve şehir hükmünde yaratılmıştır. İç içe geçmiş sistemlerin bir arada ahenkli şekilde işletildiği vücutta sinir sistemine, bütün diğer sistemlerin faaliyetlerini kontrol ve düzenleme görevi verilmiştir. Vücuttaki yerleşimi açısından sinir sistemi, beyin ve omurilikten ibaret merkezî sinir sistemi ve bütün organlara dağılan çevreyi kuşatan (çevre) sinir sistemi şeklinde iki ana bölüme ayrılır. Çevreye ait sinirler, omurilikten çıkarak vücudun her tarafına dağılır. Çevre sinirlerinin bir tanesinin içinde milyonlarca sinir lifi (akson) mevcuttur. Çevre sinirlerinin bazıları hareketle ilgili (motor sinir) olup, kaslarımızın çalışmasına vesile olur. Bazıları, vücudun her tarafından alınan duyuları beyne taşımakla vazifeli olup, duyu sinir lifleri olarak tarif edilir. Meselâ dokunma, basınç, ağrı, sıcak-soğuk ve deri ile alakalı diğer uyarılar, duyu sinir lifleriyle beyne taşınır.

Çevre sinirlerinin iyileşmesi, aklı hayrete düşüren, esrarengiz reaksiyonların gerçekleştiği biyolojik bir hâdisedir. Çevre sinirleri, herhangi bir yaralanma veya darbe neticesinde bütünlüklerini kaybedebilir, hatta kopabilir. Sinir hücresinin genetik programına yerleştirilen olağanüstü tamir ve iyileşme potansiyeli, gecikmeden yapılan uygun cerrahî müdahale ile tetiklenebilirse, sinirlerin eski sağlıklı durumlarına geri dönüş ihtimali artmaktadır.

Ancak çevre sinir liflerinin bir kısmının duyu, bir kısmının da hareket siniri olması, bu iyileşme hâdisesini girift hâle getirmektedir. Bir sinirin kesilmesi durumunda arızasız bir iyileşmenin elde edilebilmesi için, kesilen noktanın her iki tarafında kalan kopuk motor ve duyu liflerinin karşılıklı olarak bir araya getirilmesi (duyu ile duyunun, hareket ile hareket sinir uçlarının buluşturulması), iyileşme açısından mecburidir. Sinir cerrahları, iyileşme vesilesi bu buluşmayı sağlayabilmek için, birtakım metotlar kullanmaktadır. Meselâ cerrahlar sinirleri, birbirine bağlamadan (dikmeden) önce, hareket ve duyu liflerinin kesik uçlarının hangileri olduğunu, ayna görüntülerine göre tahmin ederek belirlemeye veya ameliyat esnasında bazı ayırt edici boyalar kullanarak bu lifleri işaretlemeye çalışmışlardır. Ancak bu teknikler, hem uygulaması pratik olmayan, hem de yanlış netice verebilen beşerî müdahalelerdir.

Son zamanlarda yapılan araştırmalar, sinir hücrelerinin kendi eşini bulma potansiyelinin yaratılışlarında mevcut olduğunu, özellikle hareket liflerinin, kesiğin her iki tarafında birbirini bulduğunu göstermektedir. Bu durumu araştırmacılar, “tercihli hareket liflerini eklemlendirme (iletilendirme)” olarak tarif etmektedirler. Hareket liflerindeki bu seçici ve tercihli buluşma, sadece kesi hattının iki yanında değil, aynı zamanda hedef organ seviyesinde de olmakta ve her life, kendi hedefi tespit ettirilerek neticelendirilmektedir. Bu mu’cizevî hâdise, öylesine kararlı ve tesadüflerden uzak bir şekilde gerçekleştirilmektedir ki, cerrahî müdahaleye dayalı tamir, deney hayvanlarında kasten hatalı yapılsa veya kesiğin her iki ucu arasında bir boşluk bırakılsa dahi, hareket liflerinin karşı taraftaki hareket dallarını seçici bir şekilde, şaşırmadan bulabildikleri tespit edilmiştir. Akıl ve iradeden yoksun sinirler, cerrahlara âdeta; “Siz beni karşı karşıya getirin yeter, Allah’ın izniyle ben yolumu bulurum.” demektedir. Bu hâdiseyi hayalimizde şöyle canlandırabiliriz: İçinden binlerce ince (mikron ölçeğinde) fiber optik telefon kablosu geçen ve Avrupa’yı ABD’ye bağlayan okyanus dibine döşenmiş ana kablonun koptuğunu ve dolayısıyla iki kıta arasındaki bütün haberleşmenin durduğunu düşünelim. Sonra bu ana kablonun kesilen iki ucundaki dış plâstik muhafazanın usta dalgıçlarla bir araya getirilerek dikildiğini ve başka bir işlem yapılmadığını kabul edelim. Buna rağmen binlerce ince fiber optik kablo, sanki ilâhî bir emir almışçasına büyümeye başlamakta ve herbiri kendi eşini bulup kaynaşmakta, böylece iki kıta arasında haberleşme tekrar tesis edilmektedir.

Sinir kesilmesinden hemen sonra, hareket lifleri kesinin karşı tarafındaki hem duyu, hem de hareket liflerine rastgele yeni dallar göndermeye başlamaktadır. Karşı taraftaki duyu dallarına büyüme esnasında yanlış bir şekilde giden hareket dalları, kesilmenin üçüncü haftasından sonra âdeta budanarak büyümesi durdurulmaktadır. Ancak doğru hareket lifleriyle birleşerek adeta eşini bulan hareket lifleri, büyümelerini sürdürmekte ve hedef organlara ulaşabilmektedir. Böylece muhtemel hatalı bir bağlantının oluşması ve yanlış mesaj gönderilme ihtimali, önlenmiş olmaktadır. Burada mesaj taşıyıcı kanalları doğru şekilde birbirine tekrar bağlama, temel olarak sebepler diliyle şu şekilde izah edilmektedir. Kesilen bölgenin karşı tarafındaki duyu liflerinin dış kılıfında bulunmayan ancak hareket liflerinde bulunan ihtisas sahibi “tanıyıcı kimlik molekülleri”nin varlığı, hareket liflerinin hedef organa doğru büyümesinde veya budanmasında vazifeli anahtar yapıdır. Buna örnek olarak L2 carbohydrate verilebilir. L2 carbohydrate duyu liflerinde nâdiren bulunurken, hareket liflerinin dış kılıfını oluşturan schwann hücrelerinden hususî bir ölçü ve mekanizma ile salınmaktadır.

Çocuk felcinde iyileşme

Çocuk felci bir virüsün sebep olduğu ve sinirlerin harabiyetiyle neticelenen ciddi bir hastalıktır. Bu hastalıkta kaslara giden hareketi sağlamada vazifeli motor sinirler öldüklerinden, ilgili kaslarda felç ortaya çıkar. Ancak felcin sebebi, kas liflerinin değil, sinir liflerinin ölmesidir. Çocuk felcinde, sinir kopmalarında ortaya çıkan hârikulâde iyileşmenin bir benzeri görülmektedir. Sağlam kalan sinir liflerinin etrafına yeni dallar gelmekte hareket sinirleri ölü, felç olmuş kas lifleri ile bağlantılar teşkil etmekte ve bunların yeniden çalışmasına vesile olmaktadır. Ancak bu işlem epeyce zaman almaktadır. Bundan dolayı, felçli kasların yeniden sinirlerle donatılıncaya kadar ölmelerinin engellenmesi gereklidir. Bunun için de bu felçli kasların, dışardan elektrik uyarılarıyla veya masajla hareketi temin edilmeli ve ilgili organların canlı tutulması sağlanmalıdır. Bu tür bir iyileşme olmasına rağmen geçen süre içinde yardım edilerek kasları çalıştırılmamış felçliler, hassas hareketleri yine de yapamamaktadır. Bunun sebebi, hareket sinir lifinin çalıştırdığı kas lifi sayısının sağlıklı kişilerdekine kıyasla oldukça artmış olmasıdır. Zîrâ sağlam sinirler, hem doğuştan kendilerine verilmiş olan kas liflerini, hem de çocuk felcinden ölmüş sinir liflerinin uyarması gereken kas liflerini çalıştırmak mecburiyetinde kaldıklarından, hassas hareketleri gerçekleştirme kapasiteleri yok olmaktadır.

Sinirlerin iyileşmesinde gözlenen bu akıl almaz harika mekanizmaların varlığını tesadüflere bağlamak ve bütün bunların kendi kendine olduğunu iddia etmek akıl ve vicdan ile telif edilemez. Bu işleri ya Kudreti ve İlmi Sonsuz’a vereceğiz; yahut hücreleri oluşturan atomların Kur’an-ı Kerim’de bize öğretilen Yaratıcı’ya ait sıfatlara sahip olduğunu kabul edeceğiz. Bu ise hem muhal içinde muhal, hem de atomlara ilâhlık yükleyecek kadar saçma bir hükümdür.

Kaynaklar
– Brushart TME. Motor axons preferentially reinnervate motor pathways. J Neurosci 13: 2730, 1993.
– Martini R, Xin Y, Schmitz B, Sachner M. The L2/HNK-1 carbohydrate epitope is involved in the preferential outgrowth of motor neurons on ventral root and motor nerves. Eur J Neurosci 4: 628, 1992.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: