Potansiyel Kıyameti Beklemek

Nazif ÇETİN (sızıntı)

Kendi akıbetini düşünmeyi unutan insanoğlunun en çok merak ettiği şeylerden biri de dünyanın sonunun nasıl olacağıdır. Bu hususta birçok kıyamet senaryoları yazılmaktadır. Daha çok astronomik olaylar neticesinde olması beklenen kıyametin bu yönüne Kur’ân da birçok yerde -güneşlerin dürüleceği, yıldızların ve gezegenlerin döküleceği, dağların pamuk gibi atılacağı şeklindeki birçok benzetmelerle- hâdisenin astrofizik yönüne dikkat çekmektedir.

Dünyanın en hızlı bilgisayarı, karşılaşabileceğimiz muhtemel felâketlerin en büyüğünün bir tasvirini yaptı; yani bir kuyruklu yıldızın gezegenimize çarpmasının. Saniyede 1.000 milyar işlem yapabilme kapasitesindeki söz konusu bilgisayar (Sandia National Laboratories-ABD), üç boyutlu böyle bir kıyamet senaryosu için, bir milyar ton ağırlığında ve bir km çapındaki bir kuyruklu yıldızın okyanusa düşmesinin yol açacağı durumu ancak 48 saat gibi bir süre zarfında tespit etti.

Soluk kesici, fakat önceki tahminlere uygun düşen bir netice ortaya çıktı: Çarpmanın tesiri 300 milyar ton TNT’nin patlamasına eşit olacaktır; ki bu da soğuk savaş döneminde dünyanın sahip olduğu bütün nükleer silâhların on kat daha fazlası demektir. Bilgisayarın hesaplarına göre, kuyruklu yıldız okyanus tabanında bir delik oluşturacak ve 400 km3 suyu buharlaştıracaktır. Ayrıca çarpmanın tesiriyle ortaya çıkacak artık maddelerin Güneş ışınlarını örtmesi yüzünden sürekli bir kış olacak, dolayısıyla bitkiler fotosentez yapamayacaklar ve buna bağlı olarak da insan ve hayvanların hem gıdasız hem de oksijensiz kalması gündeme gelecektir.

İstatistik olarak böyle bir felâketin her 300.000 yılda bir kere olabileceği düşünülüyor; yani bu tür bir paniğe kapılmanın gereği yok. Ancak yaşamayı çok seven ve öteki dünya düşüncesi olmayan bazı aşırı vesveseli insanların bu ihtimal üzerine bile iştahları kaçıyor, hayatı yaşanmaz hâle getiriyorlar.

Bu senaryo, yer yüzündeki hayat dengesinin ne kadar hassas olduğunu göstermesi bakımından önemlidir. Yer küreyi oluşturan alt-sistemler arasındaki çok hassas münasebetin (atmosfer-hidrosfer-biyosfer-litosfer) böyle bir hâdise neticesinde nasıl zedeleneceğini ve bunun bir zincirleme reaksiyon gibi yer yüzündeki hayatı nasıl bozabileceğini düşündürten önemli bir örnektir.

Eldeki bazı astronomik ve paleontolojik bilgilere göre, yer yüzü tarihinde nadir de olsa bazı dev gök taşı ve kuyruklu yıldız çarpmalarının görüldüğü düşünülmektedir. Bunların büyük biyolojik krizlere yol açtığı da tahmin edilmektedir. Bunların en önemlisi 65 milyon yıl önce, henüz insanoğlunun dünyaya teşrif etmediği bir çağda, aralarında dinozorların da bulunduğu toplu yok oluşlara yol açan 10-15 kilometre çaplı bir asteroid çarpmasıdır.

Eğer Dünya’mız, Güneş Sistemi, Samanyolu Galaksisi ve diğer gök cisimleri arasında; yörünge ve hız bakımından müthiş bir ilim ve kudretin tecellisi olarak her an kontrol altında tutulan bir sistem mantığının olduğunu kabul etmezseniz, şuursuz sebeplerin ve akılsız tesadüflerin elinde oyuncak olmaktan kurtulamayıp, her gece evinizin çatısını çökertecek bir gök taşının düşmesini gözünüzü kırpmadan bekleyebilirsiniz.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: