Hacerü’l-esved’i kaçırdılar!

Tarihte önemli bir yer işgal eden Hasan Sabbah ve Alamut Kalesi’nde kurduğu ilginç yönetim tarzı hep İslam’a aitmiş gibi gösterilir. Bununla da kalınmaz, İngilizceye “assassination: suikast, adam öldürme” kelimesinin de Haşhaşilik kelimesinden geçtiği hatırlatılır. Yani, “Bakın zaten İngilizceye geçen bu kelime de İslamî’dir. Bu da terörün kaynağının en baştan İslamî olduğunu gösterir!” denmektedir. Bu, çok yanlış ve kötü niyetli bir değerlendirmedir. Çünkü Hasan Sabbah, her ne kadar İsmailiye denen ve kendini Şia içine konumlandıran bir mezhebe bağlı gözükse bile Müslüman biri değildi. Çünkü, namaz, oruç, zekat ve hacca inanmaz, şarabı, uyuşturucuyu ve zinayı meşru görürdü. Hele uyuşturucuya müptela edip, sahte cennetlerle avuttuğu fedailerinin işlediği cinayetler onlar için bir ibadet niteliğindeydi.

Tarihte Karmatilik olarak da öne çıkan bu terörist yapılanmanın İslam’la en ufak bir ilgisi olmaması bir yana tamamen İslam’ın baş belası olmuş ve en az yüz elli sene problem oluşturmuştur. Büyük Selçuklu Devleti’nin veziri Nizamülmülk’ün Hasan Sabbah’ın fedailerince öldürüldüğünü, Kâbe’nin M. 930’da Karmatilerce işgal edilip, hacıların toptan kılıçtan geçirildiğini ve Hacerü’l- Esved’in Bahreyn’deki kalelerine kaçırılıp tam 22 yıl orada saklandığını söylersek herhalde işin gerçek hüviyeti ortaya çıkar.

Mısır’daki Fatimi idaresi de İsmailiye, Karmatiye ile uzun dönem aynı çizgide olmuştur. Bu yapılar zahiren Müslüman kimliği altına girmiş, ama asla Müslüman olmamış nifak şebekeleri tarafından organize edilmiştir. Her biri asıl inancını gizlice uygulayan ve İslam’ı yıpratmaya çalışan yapılardır. Bu ilginç karışık yapıda her biri ayrı bir musibet olan büyücülük, sabiilik, manicilik, hermetizm, mazdekçilik, neo-platonculuk, Zerdüştlük, Şamanizm, sofestailik ve Kabbalacılık hakimdir. Esas itibarıyla Batınilik olarak tanımlanmaktadır.

 Karmatiler İslam dünyasında ortaya çıkmış ilk komünistler olarak bilinir. Onlar için kadın dahil her şey ortak kullanıma açıktır. “Derin İhtilal” adlı kitapta Amerikalı önemli yazarlardan H. A. Gwynne, Tapınakçılar konusundaki en önemli uzmanlardan Comte de La Couteulx de Canteleu’dan bir alıntı yapmaktadır. (Selis Yay., İst. 2003. s. 49). Kont, Filistin’de kaldığı 50 yıl süresince Haçlı zihniyetli bu Tapınakçıların aslında Haşhaşin tarikatıyla nasıl yakın ilişki kurduğunu izah ediyor. Haşhaşin üyelerinin tamamının Süleyman Mabedi’ni yeniden inşa etmek isteyen İsmailiye’nin bir kolu olduğunu belirtiyor. Haşhaşinlerin kıblesi Kâbe değil Kudüs’tür, onların anladığı anlamdaki hac da Kâbe’de değil Kudüs’te yapılmaktadır. Bu yüzden Hacerü’l Esved’i kaçırmışlardır. Görüldüğü gibi bu yapının İslam’la ilgisi olmak bir yana en büyük hedefi İslam’ın bizzat kendisi olmuştur.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: