Allah korkusunun alâmeti

Günah işleyecek kimsenin, bu günahtan vaz geçmesi, Allahü teâlâdan korktuğu için veya insanlardan haya etdiği için, yahut başkalarının yapmasına sebep olmamak için olur. Allahü teâlâdan korkarak terk etmenin alâmeti, o günahı gizli olarak da işlememektir.
İnsanlardan haya etmek, onların kötülemelerinden korkmak demektir. Başkalarının günah işlemelerine sebep olmak, yalnız yapmaktan daha çok günahtır. Başkalarının bu günahı işlemelerinin günahları da, kıyâmete kadar bunlara sebep olana yazılır. Bir hadîs-i şerifte, “İnsan günahını dünyada gizlerse, Allahü teâlâ da, kıyâmet günü, bu günahı kullarından saklar” buyuruldu. Herkese vera sâhibi olduğunu bildirmek için, günahını saklamak ve gizli olarak devam etmek, riyâ olur.
İbâdetlerini başkalarına göstermekden haya etmek câiz değildir. Haya, günahlarını, kabâhatlerini göstermemeğe denir. Bunun için, va’z vermekten ve emr-i ma’rûf ve nehy-i münker yapmaktan, Kur’ân-ı kerîm ve mevlid okumaktan haya etmek câiz değildir. “Haya imandandır” hadis-i şerifinde haya, kötü, günah şeyleri göstermekden utanmak demektir. Müminin, önce Allahü teâlâdan haya etmesi lâzımdır. Bunun için, ibâdetlerini sıdk ile, ihlâs ile yapmalıdır.
Buhârâ âlimlerinden birisi, sultânın oğullarının sokakta abes oyun oynadıklarını gördü. Elindeki asâ ile bunları dövdü. Sultân, bunu çağırıp, sultâna karşı çıkanın hapis olacağını bilmiyor musun dedi. Âlim, cevâb olarak, Rahmâna karşı çıkanın Cehenneme gideceğini bilmiyor musun dedi. Sultân, emr-i ma’rûf yapmak vazîfesini sana kim verdi dedi. Âlim, seni kim sultân yaptı cevâbını verince, beni halîfe sultân yaptı dedi. Beni de, halîfenin Rabbi vazîfelendirdi dedi. Sultân, sana Semerkand şehrinde emr-i ma’rûf yapmak vazîfesini veriyorum dedikte, ben de kendimi bu vazîfeden azl ettim cevâbını verdi. Bu cevâbına hayretettim, emir olunmadan, izin verilmeden vazîfe yaptığını söyledin. İzin verilince de, azl olunmanı istiyorsun dedi. Sen izin verince, sonra azledersin. Rabbimin verdiği vazîfeden beni kimse azledemez dedi. Bu söz üzerine sultân, dile benden istediğini vereyim dedi. Gençlik hâlimi bana getir dedi. Bu iş elimden gelmez deyince, bana bir fermân yaz da, Cehennemdeki meleklerin reîsi olan Mâlik, beni ateşte yakmasın dedi. Bunu da yapamam deyince, benim öyle bir sultânım var ki, herşeyimi Ondan istiyorum. Her dilediğimi ihsân etdi. Bunu yapamam hiç demedi, dedi. Sultân, beni duâdan unutma diyerek serbest bırakdı.
İSLAM AHLAKI kitabının, ibadetler haricindeki nasihat kısımlarından derlenmiştir.(kaynak: guzelislam.com)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: