SOSYAL YAŞAMIN MÜKEMMEL ÖRNEKLERİ

İnsanoğlu Dünya’da ve hatta Kainatta olan her varlığa ve olaylara genelde kendi gözlüğüyle ve bakış açısıyla bakar.Bu da olaylara ve diğer canlılara karşı benmerkezli bir bakış açısı oluşturmasına neden olur.Her canlının dünyayı ve olayları kendisi gibi görüp algıladığı yanılgısına düşmesine sebep olur.Yine genel kanıyla Dünyanın en akıllı, en sosyal, en ileri varlığının kendisi olduğunu, diğer canlıların tekdüze bir yaşamı olduğunu, doğar, yaşar, ölür tekdüzeliğinde bir çizgiye oturtma hatasına düşer.Dünya üzerindeki canlıların büyük çoğunluğu kendi yapılarına göre sosyal bir düzen içinde yaşamaktadırlar.Hayatta kalmak ve türün devamı için bir arada yardımlaşarak yaşamayı gerektirmektedir.İnsanoğlu’da bir arada yaşama ve yardımlaşıp dayanışma sonucunda bu günkü medeniyet düzeyine ulaşmıştır.Sosyal barışı genelde kuramamış, her daim bireylerin ve birimlerin içsel ihtiras ve hırsları neticesinde barış her zaman bozulmuştur.Birlikte yaşayarak insanların kurduğu düzenden daha mükemmelini oluşturmuş canlılardan karıncalar hayret ve takdirle müşahade edilmesi gereken canlılardır.Yüzbinlercesi hatta milyonlarcası bir arada yaşamasına rağmen ne bir isyan hareketi ne de bir yönetim zafiyeti görülür.Belki büyük çoğunlumuzun kale bile almadığı veya evlere dadanan baş belası böcekler olarak gördüğü bu küçük yaratıkların insanı hayrete düşürecek ve kıskandıracak kadar mükemmel bir sosyal düzenleri vardır.Bir tanesi bile “ben bugün çok çalıştım, biraz dinleneyim” ya da “hep ben çalışıyorum, yeter artık birazda başkası çalışsın” demezler.İnsanlar zaruri olan durumlarda bile bir işi sonuna kadar sürdürebilecek iradeyi çoğu zaman kullanamazlar.Oysa karıncalar itirazsız büyük bir çaba ve irade ile yaptıkları işi mutlaka sonuçlandırırlar.Karınca topluluklarının (kolini) bu derece dayanışma içinde olması, insanlar için ibret alınması ve üzerine düşünülmesi gereken bir husustur.Sadece kendi çıkarlarını düşünen ve çıkarları uğruna diğer bireylerin haklarına fütursuzca tecavüz edebilen insanlara göre, karıncaların bu özverili, benmerkezcilikten uzak ve bireyi değil toplumu düşünen yaşam şekilleri çok daha ahlaki bir yapıdadır.Karıncalar aralarında kraliçe, savaşçı, bahçıvan, çocuk bakıcısı, amele, temizlikçi gibi statülere (kast) ayrılıyor; her bir karınca görevinin gereği olarak belli konuda uzmanlaşıyor.Karıncaların diğer canlıları kıskandırarak görev bölüşümü ve toplum örgütlenmeleri bireylerin yaşları ve cinsiyetlerine göre bir hiyerarşik düzende işliyor ve hiçbir birey veya kast kendi görevini aksatmıyor.Ölümü pahasına da olsa üzerine aldığı görevi yerine getirmek için hiçbir fedakarlıktan kaçınmıyor.Daha genç olan bireyler yuvada kalıp çocukların bakım işini üstlenirken, yaşlılarda yuvanın korunması ve besin temin etme gibi işlerle ilgileniyorlar.Kraliçe, kış uykusundan uyandığında hava sıcaklığı müsait olmadığından sadece kısır dişi askerler ve erkek karıncalar doğurur.Hava ısındıkça kendisine işçiler tarafından kastların eksikleri rapor edilir ya da kendisi bizzat yuvayı dolaşarak eksikleri belirler ve ona göre kız evlat, tahıl ezici veya savaşçı gibi kastlarda ihtiyaç hasıl olan yerlere göre yumurta yapıyor.Karıncaların birbirleri arasındaki iletişim yetenekleri de detaylı incelenmesi gereken apayrı bir konudur.Karıncalar iletişimde ses ve kokuyu mükemmel olarak kullanırlar ve sayıları yüzbinlerden milyona varan kolonilerde iletişim konusunda bir aksaklık olmadan hayatlarını idame ettirirler.İnsanoğlunun iletişim konusunda hala mükemmeli yakalayamadığını, aynı dili konuşsalar bile anlaşamadıklarını görünce milyonlarca karıncanın kullandığı sistemin bizlere örnek olup yeni çığırlar açabileceğini daha iyi idrak ederizKarıncalar kimyasal salgılar aracılığıyla alarm verebiliyor ve besinlerin yerini birbirlerine bildirebiliyorlar.Bu kimyasal iletişim sistemini tehlike anında devreye sokuyorlar ve bu alarmı algılayan karıncalar larvaları kapatarak kentin daha güvenli alt bölümündeki tünellerine kaçıyorlar.Muhafızlar ise bu anda yuva ağzında savunma durumuna geçiyor yani her birey ne yapması gerektiğini çok iyi biliyor.İdrak ve düşünceden yoksun bir canlının bu derece mükemmel bir iletişimde organize olabilmesi çok manidar bir olay.Karınca feromenleri üzerinde yapılan araştırmalar, tüm sinyallerin koloninin ihtiyaçlarına göre salgılandığı saptanmıştır.Feromenin yoğunluğu durumun aciliyetine göre değişmektedir.Her koloninin kendine has kokusu vardır.Diğer cinslerin bu kokular sayesinde ayrılırlar.Eğer gelen aynı cinsten fakat farklı kolonidense yuvaya kabul edilir fakat koloninin kokusunu elde edinceye kadar daha az yiyecek verilir.Koku iletişimi besin kaynağı bildirmede ve yuvaya taşıma iletişiminde de mükemmel işler görür.Besin kaynağını bulan karınca kursağını doldurarak yuvaya dönerken kısa aralıklarla karnını yere sürterek kimyasal bir koku bırakır.Yuvaya girince besinin yerini diğer arkadaşlarına bildirmek için kısa süren hızlı bir tur atar.Bunu 3 ile 16 kez yaparak arkadaşlarının onunla bağlantıda olmasını sağlar.Besinin yerini haber alan diğer karıncalar kokuyla işaretlenmiş yoldan giderek kolayca hedefe ulaşırlar.Yaşamın devamı için diğer canlıları kullanma sadece insanoğluna has bir durum değildir.Karıncalarda bu konuda epey uzman sayılırlar yuvalarında mantar yetiştirdikleri gibi insanların inek, koyun, keçi yetiştirdikleri gibi mandıra kurup hayvan yetiştirirler.Yaprak kesici(atta) karıncaları yaprakları mantar üretiminde kullanırlar.Vücutlarında bitkilerde bulunan selülozu sindirebilecek enzimler olmadığından yaprakları yiyemezler.İşçi karıncalar bu yaprakları çiğneyerek bir yığın haline getirip yeraltındaki odalarda bunların üzerinde mantar yetiştirirler ve bu mantarlardan gerekli proteini alırlar.Tükrüklerinde bulunan bir antibiyotik sayesinde zararlı mantar oluşumunu engellerler.Hasatçı karınca türü de yuvaya getirdikleri tohumları ağızlarında ezerek karıca ekmeği imal ederler.Hayvan besleme konusunda da insandan aşağı kalır değillerdir.Yaprak biti, yapraklardan emdiği özü bal tabir edilen bir sıvıya dönüştürür.Karıncalar bu balı çok severler ve onlar için çok besleyicidir.Bal elde etmek için yaprak biti besler ve insanların kendi hayvanlarını dış tehlikelere karşı koruduğu gibi bu bitleri özenle korurlar.Aynı özeni bitlerin yavruları içinde gösterirler.Soyun devamı için gösterilen fedakarlık açısından insandan ileri de olduklarını söyleyebiliriz.Erkek karıncaların başlıca görevi kraliçe karıncayla çiftleşmek gelecek nesillerin oluşumunu sağlayacak spermleri kraliçeyi aktarmaktır.Çiftleşmeden sonra erkek karıncalar ölürler.Karıncalar yaratıldığından günümüze kadar ve bundan sonra kıyamete kadar bu olay böyle devam edecektir.Fakat hiçbir erkek karınca öleceğini bildiği halde bundan asla vazgeçmez.Geçmişte böyle olmuştur, şimdi yine aynı fedakarlığı göstermektedirler ve gelecekte aynı olay vukuu bulacaktır.Böyle bir fedakarlığı insanlarda tereddütsüz görebilir miyiz acaba?Allah’ın kusursuz bir düzen ve intizamda yarattığı bu canlılar bizlerde eksik olan bazı hasletleri  açıkça haykırıyorlar. 

İsmail Körpe

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: