KİMYASAL DENKLEMLER

Mayıs 18, 2007

İki ya da daha fazla maddenin birbirleri ile etkileşerek kendi özelliklerini kaybedip yeni özelliklerde bir takım ürünler meydana getirmesine kimyasal olay, bunların formüllerle gösterilmesine kimyasal denklem denir. Kimyasal denklemlerde (image0016.gif) işaretinin sol tarafında reaksiyona girenler, sağ tarafında da ürünler bulunur.

  • Hidroklorik asit ve sodyum hidroksitin reaksiyonundan yemek tuzu ve su meydana gelir. Bu kimyasal olayın denklemi

HCl + NaOH image0016.gifNaCl + H2O

şeklindedir. Bu olayda reaksiyona giren ve çıkan atom sayıları birbirine eşittir.

Kimyasal reaksiyonlarda değişmeyen bazı özellikler.

  •  Atom sayısı ve cinsi
  •  Toplam kütle
  •  Toplam proton sayısı
  •  Toplam nötron sayısı
  •  Toplam elektron sayısı
  •  Kütle numaraları
  •  Çekirdek kararlılıkları

Kimyasal reaksiyonlarda;

Mol sayısı, molekül sayısı, basınç, hacim, sıcaklık değişebilir. 

BASİT DENKLEM DENKLEŞTİRME

Karışık redoks reaksiyonlarının dışındaki denklemleri denkleştirmek için atom sayısı en fazla olan bileşiğin kat sayısı 1 olarak alınır. Diğerlerinin katsayısı buna bağlı olarak sayılarak bulunur.

DENKLEM KATSAYILARININ YORUMU ve ANLAMI

Bir kimyasal denklemde maddelerin baş tarafında bulunan katsayılar mol olarak yorumlanır.

Şayet reaksiyona giren ve oluşan maddelerin tamamı gaz olursa kat sayılar hacim (lt) olarak da yorumlanabilir.

N2(g) + 3H2(g) image0016.gif2NH3(g) denklemi;

1 mol N2(g) ile 3 mol H2 tepkimeye girmiş 2 mol NH3 oluşmuştur. Şeklinde yorumlanır.

Bu denklemde maddelerin tamamı gaz olduğundan 1 hacim N2 ile 3 hacim H2 tepkimeye girmiş ve 2 hacim NH3 oluşmuş şeklinde de yorumlanabilir.

Ya da 1 lt N2 ile 3 lt H2 tepkimeye girerse 2 lt NH3 oluşur da denilebilir. 

REAKSİYON TİPLERİ

1. Asit – Baz reaksiyonları

  • Asit ve bazların reaksiyonundan tuz ve su oluşur. Olaya nötürleşme denir. Su oluşurken asidin H+ iyonu ile bazın OHiyonu birleşir.

HCI + NaOHimage0016.gifNaCI + H2O

  • NH3 ün asitlerle reaksiyonundan yalnız tuz oluşur.

2NH3 + H2SO4 image0016.gif(NH4)2SO4

  • Na2CO3 ve CaCO3 gibi bazik tuzların asitlerle reaksiyonundan tuz ve su oluşur, CO2 gazı açıga çıkar.

CaCO3 + 2HCI ® CaCI2 + CO2(g) + H2 

2. Metallerin asitlerle reaksiyonu  

  • Hidrojenden aktif metallerin asitlerle reaksiyonundan tuz oluşur. Hidrojen gazı açıga çıkar.

Mg + 2HCI® MgCI2 + H2(g) Zn + 2HCI ® ZnCI2 + H2(g)

  • Soy ve yarı soy metallere oksijensiz asitler etki etmez.

Cu + HCI ®   Reaksiyon vermez Ag + HCI ®  Reaksiyon vermez.

  • Yarısoy metallere (Cu – Hg – Ag) HNO3 ve H2SO4 gibi asitler yükseltgen özellikte etki ederler. Reaksiyon sonucu H2 gazı açıga çıkmaz.

Derişik H2SO4 kullanıldığında SO2 gazı açığa çıkar. Seyreltik H2SO4 reaksiyon vermez. Derişik HNO3 den NO2(g), seyreltik HNO3 den NO(g) elde edilir.

3. Metallerin bazlarla reaksiyonu

 Kuvvetli bazlarla yalnızca anfoter metaller (AI, Zn, Sn, Pb …) reaksiyon verir. Tuz oluşur. Hidrojen gazı açığa çıkar. Zn + 2NaOH  ®  Na2 ZnO2 + H2(g) AI + 3NaOH  ®  Na3AIO3 + 3/2 H2(g)

4. Organik bileşiklerin yanma reaksiyonuHidrokarbon; yapısında C ve H atomu bulunduran bileşiklerdir. Bazı organik bileşiklerin yapısında C – H – O atomları bulunur. Organik bileşiklerin yanmasından CO2 ve H2O oluşur.

C3H6 + 9/2 O®  3CO2 + 3H2O

C2H5 OH + 3O2 ®  2CO2 + 3H2O

5. Yer değiştirme reaksiyonları

Aktiflik: Metallerin elektron verebilme, ametallerin elektron alabilme kabiliyetine aktiflik denir.Aktif olan bir metal daha pasif olan metal katyonu ile yer değiştirir.

Fe(k) + 2AgNO3(ag) ® Fe(NO3)2(ag) + 2Ag(k)

  • Aktif olan bir ametal daha pasif olan ametal anyonu ile yer değiştirir.

2NaI + Br2 ® 2Na Br + I2

  • Anyon ve katyon her ikisi de yer değiştirir.

AgNO3 + NaCI ® AgCI + NaNO3

6. Aktif metallerin su ile reaksiyonu

Li K Ba Sr Ca Na gibi aktif metallerin su ile reaksiyonundan hidrojen gazı açıga çıkarken metal hidroksit oluşur.

Na + H2O ® NaOH + 1/2 H2(g)

7. Analiz (Ayrışma) Reaksiyonları

Bir bileşiğin kendisinden daha basit maddelere ayrıştırılmasına analiz denir.Aşağıdaki denklemler analiz reaksiyonlarına örnek olarak verilebilir.

CaCO3 + ısı ® CaO + CO2(g)

H2O ®  (elektroliz)  H2 + 1/2 O2

8. Sentez (Birleşme) reaksiyonları

Birden fazla maddenin birleşerek yeni özellikte yeni bir madde oluşturması olayına sentez denir.

H2 + 1/2 O2® H2O

N2 + 3H2® 2NH3

Redoks Reaksiyonları

Kimyasal reaksiyonların birçoğunda reaksiyona giren maddeler arasında elektron alışverişi olur. Böyle reaksiyonlara redoks reaksiyonları denir.

Redoks, yükseltgenme (elektron verme) ve indirgenme (elektron alma) olaylarının birleşimidir.

Elektron veren atom kendisi yükseltgenirken karşısındakini indirgediginden dolayı indirgendir. Elektron alan atom kendisi indirgenirken karşısındakini yükseltgediği için yükseltgendir.

Yükseltgenme (Elektron verme)

Al0  ® Al+3 + 3e

3e vermiş, ya da 3e ile yükseltgenmiş
Cl-1 ® Cl+7 + 8e  8e vermiş, ya da 8e ile yükseltgenmiş
2Cl  ® Cl2 + 2e  2e vermiş, ya da 2e ile yükseltgenmiş
S3-2 ® 3S+6 + 24e 24e vermiş, ya da 24e ile yükseltgenmiş

İndirgenme (Elektron alma)

Mg+2 + 2e ® Mgo             2e- almış ya da 2e ile indirgenmiş

P+5 + 2e   ®  P+3               2e- almış ya da 2e ile indirgenmiş

N2 + 6e   ®  2N-3              6e- almış ya da 6e ile indirgenmiş

Redoks Denklemlerinin Denkleştirilmesi Sırası ile şu işlemler yapılmalıdır;

1.        Değerlik değiştiren elementler tespit edilerek her iki taraftaki degerlikleri bulunur.

2.        Yükseltgenme ve indirgenme yarı tepkimeleri ayrı ayrı yazılır.

3.        Verilen elektron sayısı alınan elektron sayısına eşit olması gerektiğinden uygun katsayılar kullanılarak elektron eşitliği sağlanır.

4.        Reaksiyon, iyon reaksiyonu ise (asidik ortamda ya da bazik ortamda gerçekleşen bir tepkime ise) H+ ya da OHiyonları ekleyerek veya denklem üzerinde H+ ya da OHiyonları gözüküyorsa bunların katsayıları değiştirilerek yük denkliği sağlanır. Gerekli tarafa H2O yazılır.

5.        Reaksiyona giren atomların cins ve sayısı, reaksiyondan çıkan atomların cins ve sayısına eşit olması gerektiğinden dolayı atom eşitliği sağlanmamış atomlar uygun katsayılarla eşitlenir.

Örnek – 1  

KMnO4 + HCI®KCI + MnCI2 + CI2 + H2O

denklemini en küçük tam sayılarla denkleştiriniz.

Çözüm

Elementlerin denklemde değerliklerini bulalım.

image0026.gif

Değerlik değiştiren elementler Mn ve CI dir. Mn+7 den Mn+2 ye indirgenmiş, CI den CI2o a yükseltgenmiştir. indirgenme ve yükseltgenme yarı reaksiyonlarını yazalım.

Mn+7 + 5e–     ->    Mn+2 (indirgenme)

2CI- -> CI02 + 2e (yükseltgenme)

Elektron sayılarını eşitlemek için indirgenme yarı reaksiyonunu 2, yükseltgenme yarı reaksiyonunu 5 ile çarpalım.

2/ Mn+7 + 5e -> Mn+2 (indirgenme)

5/ 2CI– ->CI2 + 2e (yükseltgenme)
________________________________

2Mn+7 + 10CI ®  2Mn+2 + 5CI2

ürünlerin katsayılarını esas denkleme yazalım.

KMnO4 + HCI®KCI + 2MnCI2 + 5CI2 + H2O

Sağ tarafta 2 tane Mn vardır. KMnO4 ün katsayısı 2 olursa sol taraftaki Mn’de 2 tane olur.

Solda 2K vardır, sağdaki KCI nin katsayısı 2 olmalıdır.

Klor atomları sağ tarafta toplam 16 tane vardır. HCI nin katsayısı 16 olmalıdır.

Solda 16 tane H atomu varsa, H O nun katsayısı 8 olmalıdır.

Denklemin denkleştirilmiş hali;

2KMnO4+16HCI 2KCI + 2MnCI2 + 5CI2 + 8H2 

şeklinde olur.

Örnek – 2  

Asidik ortamda gerçekleşen 

 image0036.gif

tepkimesini en küçük katsayılarla denkleştiriniz?

 Çözüm  

Elementlerin değerlikleri bulunur.

image0045.gif

Değerlik değiştiren elementler Sb, S ve N’dur.

Sb ve S yükseltgenirken verdikleri elektronları N alarak indirgenmiştir. image0055.gif

N+5 + e–   
   N+4
Elektron sayılarını eşitlemek için yükseltgenme yarı reaksiyonlarını 1 ile, indirgenme yarı reaksiyonunu 28 ile çarpalım.

1/Sb2+3 ® Sb2 + 4e’. (Yükseltgenme)

1/S2-2     ®  3.S+6 + 24e (Yükseltgenme)

28/N+5 + le’ -> N+4 (İndirgenme)
_______________________________

ürünlerin kat sayılarını esas denkleme yazalım.

1Sb2S3 + 28NO3 -> 1Sb2O5 + 3SO-24 + 28NO2

İyonik olduğu için yük denkliği eşitlenmeli. Soruda verilen iyonlar esas alınarak asitli ortam olduğu için H+ ve H2O yazılacak. Girenlerin yük toplamı (– 28), çıkanların yük toplamı (–6). Yükleri eşitlemek için girenler tarafına 22 H+ yazılmalıdır. 22 H+ yazılınca H eşitliğini sağlamak için çıkanlar tarafına 11 H2O yazılmalıdır.

Denklemin denkleşmiş hali,

Sb2S3+28NO3+22H+ Sb2O5+3SO4 +28NO2 +11 H2O

şeklinde olur. 

alıntıdır.  

Reklamlar

MOL KAVRAMI

Mayıs 16, 2007

Mol: 6,02.1023 taneciğe 1 mol denir.

Bu sayıya Avogadro sayısı denir.

Bazı işlemlerde kısaltma olarak (No: Avogadro sayısı) gösterilir.

1 mol Mg atomu 6,02.1023 tane atom içerir.

1 mol H2SO3 molekülü 6,02.1023 tane molekül içerir.

1 mol Al2(SO4)3 molekülü 6,02.1023 tane molekül içerir.

1 mol H2 molekülü 6,02.1023 tane molekül içerir.

Bir atomun gram türünden miktarına atom-gram (1 mol atom) denir.

Bir bileşiğin molekül kütlesinin gram türünden miktarına molekül-gram (1 mol molekül) denir.

1 mol H2SO4 bileşiği: H: 1, S: 32, O : 16 olmak üzere 2.1 + 32 + 4.16 = 98 gram olarak bulunur.

Bir iyonun gram türünden miktarına iyon–gram denir.

Gazlar için;

Normal şartlar altında (N.Ş.A.), (0°C, 1 atm) 1 mol gaz, 22,4 lt.dir.Normal şartlar altına, normal koşullar altında (N.K) da denir.

Azot (N) atomunun atom ağırlığı 14 olduğuna göre;                               

  I.           1 mol azot atomu 14 gramdır.                               

 II.           1 mol azot molekülü 28 gramdır.                            

  III.           1 mol azot molekülü 6,02.1023 tanedir.                            

  IV.           1 mol azot gazı Normal şartlar altında 22,4 litredir.

V.              1 tane azot atomu image0015.gifgramdır.

VI.         1 tane azot molekülü image0025.gifgramdır.

VII.                1 tane azot atomu 14 a.k.b dir. VIII:         1 a.k.b image0035.gifgramdır.

XIX.          1 gram azot molekülü image0044.gif  tanedir.

sonuçları çıkarılabilir.

Örnek – 1

Normal şartlar altında 11,2 lt. hacim kaplayan SO3 gazı için; (S: 32, O: 16)

a.        Kaç moldür?

 b.        Kaç gramdır?

c.        Kaç tane molekül içerir?

d.        Kaç tane atom içerir?

sorularını cevaplayınız?

Çözüm

a.image0054.gifimage0054.gif

b. 1 mol SO3‘ün kütlesini hesaplayalım.

32 + 3.16 = 80 gram

 image0064.gif

c. image0074.gif

d.image0084.gif

BİLEŞİK FORMÜLÜ BULMA PROBLEMLERİ

Kaba Formül (Basit Formül)

Bir bileşiği oluşturan atomların cinsini ve oranını belirten formüldür. Kaba formülde molekülü oluşturan atomların kaçar tane olduğu bilinemez.

Gerçek Formül (Molekül Formülü)

Bir bileşiği oluşturan atomların cinsini oranını ve sayısını belirten formüldür. Molekül formülünde simgelerin altındaki sayılar, bileşiğin bir molekülü içindeki element atomlarının gerçek sayılarını gösterir.

Bir bileşiğin kaba formülünün bulunabilmesi için bileşiği oluşturan atomların ayrı ayrı mol sayıları bulunur ve bu sayılar en küçük tamsayılar haline getirilir. Şayet bileşiğin gerçek (molekül) formülü isteniyorsa kaba formül bulunduktan sonra bileşiğin mol ağırlığı ya da içerdiği toplam atom sayısı verilmelidir.

KİMYA KANUNLARI

1. Kütle Korunumu Kanunu

Reaksiyona girenlerin kütleleri toplamı, reaksiyondan çıkanların kütleleri toplamına eşittir.

Örnek – 2

Aşağıda bazı maddelerin molekül ağırlıkları verilmiştir.

X in mol ağırlığı : 160 g/mol

Y nin mol ağırlığı : 28 g/mol

Z nin mol ağırlığı : 56 g/mol ise

X + 3Y ®  2Z + 3T

T’nin mol ağırlığı kaçtır?

Çözüm

Verilenler mol ağırlığı ise katsayısı ile çarpılıp ürünler girenlere eşitlenmelidir.

160 + 3.28 = 2.56 + 3T            

 T = 44 g/mol bulunur.

2. Sabit Oranlar Kanunu

Bir bileşiği oluşturan elementlerin ağırlıkları arasında sabit bir oran vardır.

Fe2O3 bileşiğinde (Fe: 56, O: 16)

2.56 = 112 gram Fe’ye karşılık

3.16 = 48 g O vardır.

birleşme oranı en sade şekilde 7 gram Fe’ye karşı 3 gram oksijendir.

Örnek – 3

X2Y3 bileşiğinin birleşme oranıimage0094.gifise hangi sonuçlar çıkarılabilir?

 Çözüm

11 gram X2Y3 bileşiğinin 8 gramı X, 3 gramı Y’dir. Veya: X’in atom ağırlığı 4 ise Y’nin atom ağırlığı 1’dir, sonuçları çıkarılabilir.

3. Katlı Oranlar Kanunu

İki element arasında birden fazla bileşik oluşabiliyorsa, bu bileşiklerde elementlerden birinin sabit miktarına karşı diğerinin değişen miktarı arasında basit ve tam sayılarla ifade edilen orana katlı oranlar denir.

Örnek – 4

 NO ve NO2 bileşiklerinde;

Bileşik

N miktarı Oksijen Miktarı 14GrN ile birleşen O Miktarı
NO 14 16 16
NO2 14 32 32

görüldüğü gibi her iki bileşikte  14 gram N ile birleşen oksijenlerin kütlelerinin oranı image0104.gif

ATOM AĞIRLIĞI BULMA PROBLEMLERİ

Bir bileşik içerisinde atom ağırlığı bilinmeyen elementlerin atom ağırlığını bulabilmek için öncelikle bileşiğin 1 molünün ağırlığı bulunmalıdır. Atom ağırlığı verilenler kullanılarak sorulan atom bulunur.

Örnek – 5

9,6 gram oksijen içeren X2O3 bileşiği 32 gram ise X in atom ağırlığı kaçtır? (O : 16)

Çözüm

 Önce bileşiğin mol sayısını hesaplayalım.

1 mol X2O3  te 48 gram oksijen varsa
x mol X2O3  9,6 gram oksijen varsa
_______________________________
x = 0,2 mol
0,2  mol  X2O3  32 gram ise
1    mol   X2O3           x
________________________
x = 160 gram
1 mol X2O3 160 gram olduğuna göre

2X + 3.16 = 160

 x = 56 olarak bulunur.

DENKLEMLİ KİMYA PROBLEMLERİ

Kimyasal hesaplamaların denklemler yardımıyla yapılmasını bu başlık altında inceleyeceğiz.

Bu tip problemlerde;

a.        Denklem verilmiş ise denklemin denk olup olmadığı kontrol edilmeli, denklem denk değilse denkleştirilmelidir.

b.        Hangi maddelerin reaksiyona girip hangi maddelerin oluştuğu verilir. Bunlar denklemde yerine yazılmalı ve denklem denkleştirilmelidir.

c.        Reaksiyona giren maddeler verilir fakat ürünler belirtilmez. Bu durumda denklem yazılmalıdır ve denkleştirilmelidir.  

2Al + 3S–>Al2S3 denklemine göre (Al: 27,S:32);     

    I.            2 mol alüminyum 3 mol S ile reaksiyona girmiş 1 mol Al2S3 oluşmuştur.      

  II.            54 g Alüminyum 96 gram S ile reaksiyona girerse 150 gram Al2S3 oluşturur.     

III.            2. 6,02.1023 tane Al, 3.6,02.1023 tane S ile tepkimeye girdiğinde 6,02.1023 tane Al2S3 oluşur.

yorumları yapılabilir.

Örnek – 6

9 g Al yeterli miktarda HNO3 ile reaksiyona girerek çözünüyor.

a. Kaç mol HNO3 gerekir?

b. Oluşan H2 gazı normal koşullarda kaç litredir?

Çözüm

Denklem yazılıp eşitlenir.

Al     +     3HNO3  ®  Al(NO3)3      +     3/2H2

1 mol        3 mol       1 mol                1,5 mol   

a. Önce Al nin mol sayısını bulalım image0124.gif

1 mol    Al            3 mol HNO3   ile reaksiyona girerse 

image0134.gifmol Al                   x
__________________________
x = 1 mol HNO3 gerekir. 

b. 1 mol Al dan       1,5 mol  H2    oluşursa   
image0134.gifmol Al dan        x
___________________________
x = 0,5 mol H2 (g) oluşur.

VH2 = 0,5 x 22,4 = 11,2 Lt H2 oluşur.

 ARTIK MADDE PROBLEMLERİ

Reaksiyona giren maddelerden herhangi birinin başlangıçta alınan miktarının sınırlı olması durumunda diğer maddeler ne kadar fazla olursa olsun reaksiyona giremeyecek, yani madde artışı olacaktır.

Oluşan ürün miktarı ise sınırlı olana yani tamamen harcanana bağlı olacaktır.

Örnek – 7

0,3 mol N2 ile 2 gram H2 gazlarının karışımından birisi bitinceye kadar NH3(g) oluşturuluyor.

Aşağıdaki soruları yanıtlayınız? (N : 14, H : 1)

a. Kaç mol NH3(g) oluşur?

b. Reaksiyondan sonra toplam gaz normal koşullarda kaç lt gelir?

Çözüm

Reaksiyon denklemi yazılıp eşitlenirse

 N2(g) + 3H2(g)                   2NH3(g)

elde edilir. Soruda N2 ve H2 verildiğinden hangisinin az ya da çok olduğu tespit edilmelidir. H2 nin mol sayısı N2 mol sayısının 3 katı olacakmış. N2 gazı 0,3 mol girerse H2 gazı 0,9 mol reaksiyona girer yani H2 gazının 0,1 molü fazladır. Bu durumda;

a.                                              N2 + 3H2                2NH3

Alınan                :               0,3 mol 1 mol 0

Reaksiyona giren :               0,3 mol 0,9 mol 0,6 mol
                                       ____________________

Sonuç :                             Biter  0,1 mol 0,6 mol
                                                Artar    oluşur.

b. Ortamda                           Artan gaz : 0,1 mol                                     

                                           Oluşan gaz : 0,6 mol
                                        ___________________
                                       

                                          Toplam gaz : 0,7 mol

1 mol    N.Ş.A’da     22,4 Lt ise

0,7 mol                    x
____________________________

x =15,68 Lt

gelir.  

KARIŞIM PROBLEMLERİ

Bir karışımdaki herbir maddenin miktarını tespit etmeye yönelik soru tipleridir. Denklemsiz ya da denklemli olarak karşımıza çıkabilir. Reaksiyonlu sorularda maddelerin verdiği reaksiyonlar bilinmelidir. Soruların çözümünde mol ile işlem yapmakta fayda vardır.

0,7 mol X

Örnek – 8

Eşit kütlede CH4 ve SO2 den oluşan karışım 3,01.1022 tane molekül içermektedir.

Buna göre karışımdaki herbir madde kaçar mol dür?

(H: 1, C: 12, O: 16, S: 32,)

Çözüm

CH4 ve SO2 den oluşan karışımın molekül sayısı 3,01.1022 tane ise mol sayısı 0,05 mol dür.Karışımdaki gazların kütleleri eşit olduğuna göre mol oranları SO2 için x mol ise CH4 için 4x mol dür.Buna göre 0,05 mollük karışımın 0,01 molü SO2‘ye 0,04 molü CH4 e aittir. 

alıntıdır.


İSLAMİYETTEN ÖNCEKİ TÜRK MEDENİYETLERİ

Mayıs 15, 2007

Türk Göçleri ve Sonuçları

Göçlerin Nedenleri

• İklim koşullarının değişmesine bağlı olarak meydana gelen kuraklık, artan nüfusa mevcut toprakların yetmemesi ve bu gelişmelerin sonucunda bölgede geçim sıkıntısının ortaya çıkması
• Türk boyları arasındaki siyasal anlaşmazlıklardan dolayı ortaya çıkan savaşlar
• Dış baskılardan (Çin, Kitan ve Moğol) dolayı Türklerin bağımsızlıklarını kaybetmek istememeleri
• Salgın hayvan hastalıkları ve otlakların yetersiz hale gelmesi

Göçlerin Sonuçları

• Orta Asya kültür ve medeniyeti dünyanın değişik yerlerine yayılmıştır.
• Orta Asya’da kalan boylar Hunların yönetiminde ilk Türk devletini kurmuşlardır.
• Farklı bölgelerde Türk devletleri kurulmuştur.
• Batıya giden Türkler, Kavimler Göçü’nü başlatmışlardır.
• Türkler değişik kültür çevreleriyle etkileşim içine girmişlerdir.
• Türklerin çok çeşitli bölgelere yayılması, Türk tarihinin bir bütün halinde incelenmesini engellemiştir.

Türklerin atı evçilleştirmeleri ve tekerleği kullanmaları çok uzak bölgelere göç etmelerine yardımcı olmuştur.

İlk Türk Devletleri

1. Asya Hun İmparatorluğu

Kuruldukları tarih kesin olarak bilinmeyen Hunlar hakkında Çinlilerin verdiği bilgiler M.Ö. I. Bin yılın başlarına kadar uzanır.
M.Ö. III. yüzyılın ikinci yarısında Hunlar, Çinlilere karşı büyük bir güç haline gelmişlerdir. Çinliler, Hun akınlarına engel olabilmek için kuzey sınırlarında bir duvar örmeye başlamışlardır. Bugün “Çin Seddi” diye bildiğimiz bu duvar M.Ö. 214 yılında tamamlanmıştır.
Çinlilerle mücadele eden Mete Han’ın asıl düşüncesi, Çin’i etkisiz hale getirmekti. Çin’i yıllık vergiye bağlayan Mete, gücünün sembolü olarak Çinli bir prensesle evlenmiştir.
Kalabalık Çin nüfusu içerisinde Türklerin asimile olmasından çekinen Mete, Çinlilerle antlaşma yapmış ve onlarla dost kalmayı tercih etmiştir.
Mete Han’dan sonra Hunlar zayıflamıştır. Bu dönemde, Çinlilerin propagandasıyla Hun beyleri birbirine düşmüştür. Mete’nin ölümünden sonra zayıflayan Hunlar, önce Doğu ve Batı olarak sonra da Güney ve Kuzey olarak parçalanmışlardır.

Kavimler Göçü

Aral gölü çevresinde toplanan Hun boyları Orta Asya’daki Çin baskısı ve kuraklık yüzünden IV. yüzyılın ortalarından itibaren batıya doğru göç ederek barbar kavimleri Roma İmparatorluğu üzerine saldırmaları sonucu Kavimler göçü olmuştur (375).

Kavimler Göçü’nün Sonuçları

• Roma İmparatorluğu ikiye ayrılmıştır (395).
• Batı Roma İmparatorluğu yıkılmıştır (476).
• Avrupa’da yeni milletler ortaya çıkmış ve yeni devletler kurulmuştur. Böylece Avrupa’nın günümüze kadar gelen etnik yapısı oluşmuştur.
• İlkçağ’ın sonu Ortaçağ’ın başlangıcı kabul edilmiştir.
• Feodalite (Derebeylik) rejimi ortaya çıkmıştır.
• Avrupa’da Hun Devleti kurulmuştur.
• Hristiyanlık barbar kavimler arasında yayılmıştır.

2. Göktürk Devleti (552 – 630)

Göktürkler Türk adıyla kurulan ilk devlettir. Başkentleri Ötüken, ilk hükümdarları Bumin Kağan’dır.
Ülkenin batısını yöneten İstemi Yabgu batı yönünde fetih hareketlerinde bulunmuş, Akhunlara karşı Sasanilerle birleşmiş ve bu devletin toprakları Göktürkler ile Sasaniler arasında paylaşılmıştır. Çinlilerin Göktürk Devleti’ni içişlerine karışması sonucunda 582 tarihinde ülke ikiye ayrılmıştır.
Doğu Göktürkleri 630 yılında, Batı Göktürkleri ise 659 yılında Çin egemenliğine girerek yıkılmışlardır.

3. Kutluk Devleti (682 – 745)

Kutluk Devleti’nin en güçlü olduğu dönemler Bilge Kağan ve kardeşi Kül Tiğin dönemleri olmuştur. Vezir Tonyukuk ise danışman olarak Kutluk Devleti’nin siyasetinde önemli rol oynamıştır.
Bilge Kağan öldükten sonra Kutluk Devleti’nde iç karışıklıklar başlamıştır. Basmil, Karluk ve Uygur Türkleri Kutluk Devleti’ne son vermişlerdir.

4. Uygur Devleti (745 – 840)

Doğu Türkistan’a yerleşen Uygurlar, diğer Türk boylarını egemenlikleri altına aldılar. Uygurların en önemli özelliği yerleşik hayatı benimseyen ilk Türk toplumu olmalarıdır. Bu nedenle tarım, sanat ve ticarette ilerlemişlerdir. Mani dinine ait tapınaklar yaparak mimaride gelişme göstermişlerdir.
Uygurlar, XIII. yüzyılda Cengiz Han’ın egemenliğini kabul etmişlerdir. Bundan sonra Moğollar Uygur Türklerini önemli görevlere getirmişlerdir. Uygur yazısı, Moğolların da yazısı olmuştur. Uygurlar, diğer Türk toplulukları ile birlikte Moğolların Türkleşmesinde önemli rol oynamışlardır. Çağatay ve Özbek Türkleri bu şekilde ortaya çıkmıştır.

İlk Türk Devletlerinde Kültür ve Medeniyet

Devlet Yönetimi

Türklerde hükümdarlar ülkeyi törelere, gelenek ve göreneklere göre yönetirlerdi. Hükümdarların görevi dağınık boyları toplamak, halkın ihtiyaçlarını gidermek, toplumda adalet ve eşitliği sağlamak, halkın huzur ve güvenini sağlamaktı.
Türklerde iktidarı ve hükümdarı kontrol eden, savaş ve barış gibi konularda devleti ilgilendiren önemli konuları görüşen ve kurultay adı verilen bir meclis bulunuyordu.
Bazı Türk hükümdarları kurultayın aldığı kararların bir kısmını uygulamamıştır. Bu durum kurultayın danışma meclisine benzediğini göstermektedir.
Eski Türklerde, devlet yönetme görevinin Hükümdarlara tanrı tarafından verildiğine olan inanç halkın Hakan’a mutlak bağlılığını sağlamıştır. Osmanlılara kadar Türk devletlerinde “Ülke toprakları hükümdar ailesinin ortak malıdır.” anlayışı devam etmiştir.

Bu uygulamanın sonuçları şunlardır:

• Aile üyeleri arasında sık sık taht kavgaları yaşanmıştır.
• Türk devletleri kısa sürede parçalanmış ve yıkılmıştır. Ayrıca irili ufaklı birçok devletin kurulmasına neden olmuştur.
• İç mücadeleler Türk devletlerinin zayıflamasına ve dış müdahalelere ortam hazırlamıştır.

Ordu

Türk devletlerinde hemen her Türk savaşa hazır durumda olduğundan, askerlik özel bir meslek sayılmazdı. Türk ordusunun temeli, atlı askerlerden meydana gelmiştir. Düzenli ve disiplinli ilk Türk ordusunun kurucusu Mete Han’dır. Mete Han, Türk ordusunu “onlu sisteme” göre teşkilatlandırmıştır (Onbaşı, Yüzbaşı, Binbaşı ve Tümenbaşı gibi).

Hukuk

Eski Türklerde yazılı hukuk yoktu. Türklerin âdet, gelenek ve göreneklerinden oluşan yazısız hukuka “töre” (türe) denilirdi. Bununla beraber, törenin anayasa niteliğinde, adalet, eşitlik ve iyilik gibi değişmez ilkeleri vardı.
Uygurlarla birlikte hukuk daha sağlam ve şekilci bir nitelik kazanmıştır. Ticaret hayatının gelişmesi, kişiler arasındaki ilişkilerin “kanıtlanabilir” nitelikte olmasını gerektirdiğinden yazılı ve tanıklı sözleşmeler önem kazanmıştır.

Türklerin ceza işlerinin kesin hükme bağlanması ve devlet tarafindan takip edilmesi toplumda ”kan gütme” geleneğinide engellemiştir.

Din ve İnanış

Türklerde en eski din Göktanrı dinidir. Gökten başka bazı dağ, ırmak, vadi gibi varlıklarda bir takım gizli güçlerin bulunduğuna inanılırdı. Bu arada güneş ve ay kutsal sayılmıştır. Eski Türklerde tanrı, sonsuzdur ve herhangi bir şekle sokulamaz. Bundan dolayı Türklerde putçuluk olmadığı gibi putları korumak için yapılan tapınaklar da yoktur.
Öldükten sonra dirilmeye inanan Hunlar, ölülerini günlük eşyalarıyla birlikte gömerlerdi. Türklerdeki tek Allah inancı ve yeniden dirilme düşüncesi Türklerin İslâm dinini kolaylıkla benimsemelerinde etkili olmuştur. Türkler Maniheizm, Budizm, Nasturizm (tabiatçılık), Musevilik, Hristiyanlık ve Müslümanlık gibi inançları kabul etmişlerdir.

Sosyal ve İktisadi Hayat

Hunlar ve Göktürkler dönemlerinde göçebe bir hayat süren halk çadırlarda yaşıyordu. Türklerin yaşadıkları coğrafi şartlar hayvancılık faaliyetlerini öne çıkarmıştır.
Türkler Uygurlar döneminde yerleşik hayata geçmişlerdir. Bu gelişmeler sonucunda Türklerde mimari gelişmiş, şehircilik ve şehir kültürü ortaya çıkmıştır.
Türk devletlerinde sosyal hayat sınıfsızdı. Başarılı olan bir kişi en üst görevlere kadar çıkabilirdi. Ayrıca Türklerde kölecilik anlayışı yayılmamıştır.
Elverişli bölgelerde tarım faaliyetleriyle uğraşılmıştır. Türkler arpa, buğday ve darı gibi tahılları yetiştirmişlerdir.
Yenilgiye uğratılan ve egemenlik altına alınan ülkelerden alınan yıllık vergiler ve halktan toplanan vergiler Türk ekonomisine destek olmuştur.
Türkler yakın komşularıyla yoğun ticari ilişkilerde bulunmuşlar, ticaret yaptıkları ülkelere canlı hayvan, konserve et, deri, kösele, kürk ve hayvani gıdalar satmışlardır.
Türklerin yaşadığı topraklardan geçen İpek ve Kürk Yolları Türk devletlerine önemli ölçüde gelir sağlamıştır.

alıntıdır.


KEMİKLİ BALIKLAR

Mayıs 15, 2007

KEMİKLİ BALIKLAR (OSTEICHTYES)

Bunlarda iskelet, en azından belli kısımlarda kemik yapıda olduğundan, kemikli balıklar anlamına gelen Osteichtyes adı verilmiştir. Vücutları dermis tabakasından meydana getirilmiş pullarla örtülüdür. Vücut çok değişik şekillerde olabilir. Yüzgeçleriyle yüzer, solungaçlarıyla da solunum yaparlar. Tatlı, tuzlu, acı, çok soğuk ve çok sıcak olmak üzere değişik su artamlarında yaşamlarını sürdürürler.
Bazı zooloji kitaplarında, kıkırdaklı balıkların daha ilkel olduğu ve kemikli balıkların bunlardan meydana geldiği belirtilir. Yalnız bu eski varsayım, günümüzde elde edilen fosil kayıtlarıyla çelişki göstermektedir. Çünkü ilk kıkırdaklı balık fosilleri orta devoniendeki, ilk kemikli balık fosilleri ise siluriendeki kayalar arasında bulunmuştur. Bu nedenle kemikli balıkların, kıkırdaklı balıklardan daha eski olduğu ve bunların da kıkırdaklı balıklar gibi Ostracodermi-Placodermi arası özelliğe sahip bir atadan meydana geldiği varsayılmaktadır.

Karakteristik özellikleri:

1) Derileri mukus maddesi salgılayan bir çok salgı bezi içerir. Genellikle vücut dermis tabakasından meydana gelmiş Ganoid, Cycloid ve Ctenoid pullarla kaplı, bazıları tamamıyla pulsuzdur. Çok az bir kısmında ise pullar mine tabakası ile örtülüdür. İstisnalar dışında tek ve çift yüzgeçleri hemen hemen her zaman mevcuttur. Yüzgeçleri kemik veya kıkırdak halindeki yüzgeç ışınlarıyla desteklenir.
2) Ağızları çoğunlukla terminaldir ve dişler ihtiva eder. Çeneleri çok iyi bir şekilde gelişmiştir ve kafatasına eklemlidir. Başın dorsal tarafında ve herbir yanda iki tane burun deliği vardır ve bu delikler çoğunlukla ağız boşluğu ile irtibatlı değildir. Gözler büyüktür ve göz kapakları yoktur.
3) İskeletleri kemik yapıdadır. Yalnız mersin balıkları (Acipenser) ve Kaşık burunlu mersin (Polydon) gibi diğer bazı balıklarda iskelet kıkırdak halindedir. Çok sayıda omurları vardır. Kavdal yüzgeç genellikle homoserktir. Omurlar içerisindeki notokord kalıntıları çoğunlukla mevcuttur.
4) Kalpleri bir karıncık ve bir kulakcık olmak üzere iki gözlüdür. Ayrıca Sinus venosus ve Conus arteriosus bölgeleri de bulunur. Kalplerinde yanız kirli kan mevcuttur. Aort yayları dört çifttir. Alyuvarları oval ve çekirdeklidir.
5) Solunumları farinks boşluğunun herbir yanındaki kemik yapılı solungaç yayları üzerinde yer alan solungaçlarla yapılır. Solungaçları bir kapak şeklinde örten operkulumları vardır. Çoğunlukla solunuma yardımcı bir hava keseleri (yüzme kesesi) veya akciğerli balıklar (Dipnoi)’da akciğer benzeri organlar gelişmiştir. Bazılarında hava kesesinin yutakla bağlantısı olmasına karşın, bazılarında bu bağlantı yoktur.
6) Hepsinde beyinden 10 çift sinir çıkar. Beyindeki koku alma lobları cerebrum küçük, görme lobları ve cerebellum çok büyüktür.
7) Vücut sıcaklığı sabit değildir, çevreye bağlı olarak değişiklik gösterir (Poikilothermus).
8) Ayrı eşeylidirler. Tipik olarak çift halde bulunan gonadları vardır. Genellikle ovipardırlar. Bazıları ise ovovivipar veya vivipar olabilirler. Bazı istisnalar dışında döllenme dış döllenme şeklinde olur. Yumurtarı küçüktür, en fazla 52 mm. çapında olabilir, yedek besin maddesi türlere bağlı olarak büyük değişiklikler göstermektedir. Segmentasyon meroblastik şekildedir. Embriyo tabakaları yoktur. Bazılarında yavrular (postlarva evreleri) erginlere benzerlik göstermezler.
Kemikli balıklar, kemik iskelet, pullar, bazı kemik plakalar, yüzme kesesi ve daha iyi gelişmiş beyine sahip olmalarından ötürü, kıkırdaklı balıklardan daha evrim geçirmiş bir grup olarak kabul edilirler. Kavdal yüzgeçleri genellikle köpek balıklarındaki heteroserk durumunu kaybederek ya homoserk yada difiserk bir şekil kazanmıştır. Ayrıca fosil balıklarda bulunan Cosmoid veya Ganoid pullardan meydana getirilmiş zırh, bugünkü balıklarda kaybolmuştur. Beyin, dermal ve kıkırdak kemiklerden oluşmuş gerçek bir kafatası ile kuşatılmıştır. Kemikli balıkların çoğunda yüzgeçler dermal yapıda olan çok sayıdaki paralel yüzgeç ışınları tarafından desteklenir. Yalnız jeolojik devirlerde yaşamış olan Crossopterygii örneklerinde çift yüzgeçlerin orta kısmında lob şeklinde kalın bir yapı bulunmaktadır. Bazılarında ise çift halde bulunan yüzgeçlerin vücut ile eklem yapabilmesi için kalça ve omuz kemerleri teşekkül etmiştir. Büyük bir olasılıkla bu kemerler, daha sonra karasal omurgalılardaki üyelerin iskeletini meydana getirmişlerdir. Hava keseleri akciğer şeklinde olan bazı kemikli balıklarda burun delikleri yutakla bağlantılı olduğundan sığ bataklık sularında hava ile rahatlıkla solunum yapabilirler.

Bazı örnek türler: Huso huso (Mersin morinası), Sardina pilchardus (Hakiki sardalya), Salmo trutta (Alabalık), Esox lucius (Turna balığı), Synodus saurus (Zurna balığı), Serrasalmus piraya (Piranha), Cyprinus carpio (Sazan), Eloktrophorus elektricus (Elektrikli yılan balığı), Tinca tinca (Karabalık), Silurus glanis (Yayın balığı), Exoccetus volitans (Uçan balık), Gadus euxinus (Mezgit), Hippocampus guttalatus (Deniz atı), Gambusia affinis (Sivrisinek balığı), Trachurus trachurus (İstavrit), Coryphaena hippurus (Yunus balığı).

alıntıdır.


XIX. YÜZYIL ISLAHATLARI

Mayıs 12, 2007

II. Mahmut Dönemi’nde Yapılan Islahatları

Sened-i İttifak (1808)

Bu senet II. Mahmut ile âyânlar arasında imzalanmıştır.
Âyanlarla II. Mahmut arasında Sened-i İttifak’ın yapılmasında Alemdar Mustafa Paşa önemli rol oynadı. Sened-i İttifak ile Osmanlı Devleti âyanların varlığını ve haklarını tanımıştır.

Askeri Alanda Yapılan Yenilikler

Nizam-ı Cedit’in yerine Sekban-ı Cedit ismiyle yeni bir ocak kurdu. Ancak yeniçerilerin isteğiyle Sekban-ı Cedit Ocağı kaldırıldı.
Sekban-ı Cedit’in kaldırılması yeniçerilerin şımarmasına neden oldu. II. Mahmut yeniçerilerden Eşkinci adıyla yeni bir ocak kurdu. Bu ocak Avrupa tarzında eğitim yapacaktı. Yeniçeriler “eğitim istemeyiz” diyerek, ayaklandılar. Buna karşılık halk, esnaf, medrese öğrencileri, topçu birlikleri padişahın yanında toplanarak Yeniçeri Ocağı’nı kaldırdılar (1826).

Böylece;

• Padişahın devlet yönetimindeki otoritesi yeniden güçlenmiştir.
• Yeniliklere engel olan bir kurum ortadan kaldırılmıştır.
Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasından sonra yerine Asakir-i Mansure-i Muhammediye adıyla yeni bir askeri örgüt kuruldu. Bu ordu çağdaş nitelikli merkez ordusu olarak kuruldu (Bölük, tabur, alay, şeklinde düzenlenmiştir).

Hükümet ve Yönetim Alanında Yapılan Yenilikler

• XVIII. yüzyıldan itibaren önemini kaybeden Divan örgütü kaldırılarak yerine bugünkü anlamda bakanlıklar (nazırlıklar) kuruldu.
• Devlet memurları dahiliye ve hariciye diye ayrılmıştır. Tımar ve zeamet kaldırılarak devlet memurlarına maaş bağlanmıştır.
• Görevden alınan veya ölen devlet adamlarının mal varlığına el koymak demek olan müsadere usulü kaldırıldı. Böylece II. Mahmut, mülkiyet hakkının güvence altına alınmasını amaçlamıştır.
• Osmanlı uyruğundaki herkese tam bir din ve mezhep özgürlüğü tanınmıştır.
• İller merkeze bağlanmış ve âyanlıklar kaldırılmıştır.
• Anadolu ve Rumeli’de ilk defa askeri amaçlı nüfus sayımı yapılmıştır (1831).

Eğitim ve Kültür Alanlarında Yapılan Yenilikler

• Medreselerin yanında Avrupa tarzında eğitim kurumları açıldı. Bu dönemde İlköğretimin zorunluluğu kabul edildi.

II.Mahmut döneminde Avruba tarzında sivil tarzında okulların açılması Osmanlı ülkesinde kültür çatışmasına neden oldu. Eğitimde doğan bu iki başlılşık Cumhiriyet dönemine kadar devam etti.Tevhid-iTedrisat Kanunu’yla ikilik oratadan kaldırılmıştır.

• İlk defa bu dönemde Fransa’ya öğrenci gönderilmiş, yabancı dil bilen Müslüman çevirmenler yetiştirilmiştir.

Ekonomi Alanında Yapılan Yenilikler

• Vergilendirmede adalet esasları göz önüne alınmış ve bazı vergiler kaldırılmıştır.
• Yerli malların kullanılması teşvik edilmiştir. Osmanlı parasının dışarıya çıkışını önlemek için yabancı kumaştan elbise yapılması yasaklanmıştır.
• Yeni kurulan ordunun elbise ve ayakkabı ihtiyacının karşılanması için Bakırköy’de bez, Eyüp’te iplik, İzmit’te çuha ve Beykoz’da deri fabrikaları kurulmuştur.
• Osmanlı tüccarlarının yabancı tüccarlarla rekabet edebilmesi için gümrük vergilerinde kolaylık sağlanmıştır.

Tanzimat Dönemi (1839 – 1876)

Tazminat Fermanı

Tanzimat Fermanı’nın ilan edilmesinde;
• Osmanlı Devleti’nin varlığını kendi kuvvetiyle koruyamayacağını anlamasından sonra Avrupalı devletlerin desteğini sağlamak istemesi
• Rusya’nın Hristiyan halka yeni haklar verilmesi için yaptığı baskıların önlenmek istenmesi
• Osmanlı Devleti’nin kanunlarda bazı düzenlemeler yapmak istemesi
gibi nedenler etkili olmuştur.

1. Müslüman ve Hristiyan bütün halkın ırz, namus, can ve mal güvenliği devletin güvencesi altında olacaktır.

Bu hükümle; din ve mezhep ayrımı gözetilmeksizin halka eşitlik ve devlet güvencesi verilmiştir.

2. Vergiler herkesin gelirine göre düzenli bir şekilde toplanacaktır.

Bu hükümle; vergilerin toplanmasındaki eşitsizlik ve haksızlıklar ortadan kaldırılmaya çalışılmıştır.

3. Askerlik işleri düzene konulacak, askere alma ve terhis işleri sağlam esaslara bağlanacaktır.
Bu hükümle;

• Askerlikte ocak usulü ortadan kaldırılmış, askerlik vatan görevi haline getirilmiştir.
• Hristiyanların askerlik yapması zorunlu hale getirilmiştir.

4. Mahkemeler açık olarak yapılacak ve hiç kimse haksız yere idam edilmeyecektir.

5. Herkes mal ve mülküne sahip olacak, miras bırakabilecek ve müsadere kaldırılacaktır.

Bu hükümle; şahısların mülkiyet hakkı devlet garantisi altına alınmıştır. Böylece sermaye birikimine ortam hazırlanmıştır.

6. Rüşvet ve iltimas kaldırılacaktır.

7. Herkes kanun önünde eşit olacaktır.

Bu hükümle; tüm Osmanlı vatandaşları arasında eşitliğin sağlanması istenmiş, bu durum Osmanlıcılık fikrine esas olmuştur.

Padişah Abdülmecit Tanzimat Fermanı’yla açıklanan hükümlere uyaçağına,fermana dayanarak yapılacak bütün yasaları uygulayacağına yemin etmiştir.Böylece padişah;
– Yetkişlerini kendi rızasıyla kısıtlamıştır.
– Kendi gücü üzerinde konun gücünü kapul etmiştir.

Islahat Fermanı

Islahat Fermanı’nın başlıca maddeleri şunlardır:

1. Din ve mezhep özgürlüğü sağlanacak, okul, kilise ve hastane gibi binalar tamir ve yeniden inşaa edilebilecektir.
Bu hükümle; Hristiyanlara tam bir dini serbestiyet getirilmiş, açılan okullar milli isyanların artmasına neden olmuştur.
2. Hristiyan ve Musevilere karşı küçük düşürücü sözler ve deyimler kullanılmayacaktır.
Bu hükümle; gayrimüslimlerin isyanlarının önlenmesi ve Müslüman – Hristiyan çatışmasının ortadan kaldırılması amaçlanmıştır.
3. Hristiyan ve Museviler devlet memuru olabilecek, çeşitli okullara girebilecektir.
Bu hükümle; Hristiyanlarla Müslümanlar arasındaki en önemli ayrılık giderilmiştir.
4. İşkence, dayak ve angarya kaldırılacaktır.
5. Vergiler herkesin gelirine göre toplanacak ve iltizam usulü kaldırılacaktır.
6. Askerlik için nakdi bedel kabul edilecektir.
Bu hükümle; Hristiyanlar para ödeyerek askerlik görevinden muaf tutulmuştur.
7. Hristiyanların il meclisine üye olmaları kabul edilecektir.
Islahat Fermânı’ndan sonra Hristiyanların çoğunlukta olduğu yerlerde yerel yönetim Hristiyanların denetimine geçti. Bu da devletin parçalanmasını hızlandırmıştır.
8. Yapılacak antlaşmalarla yabancı uyruklular vergilerini vermek şartıyla mal ve mülk sahibi olabileceklerdir.
Bu hüküm, yabancı sermayenin ülkede yatırım yapmasına olanak sağlamıştır.
9. Mahkemeler açık yapılacak, herkes kendi dinine göre yemin edecektir.
10. Patrikhanede yeni meclisler kurulacak, bu meclislerin aldığı kararlar Babıali tarafından tasdik edildikten sonra yürürlüğe girecektir.
Bu hüküm, Balkanlarda yeni Hristiyan devletlerin kurulmasına yol açmıştır.
11. Tarım ve ticaret işleri düzenlenecek, herkes şirket ve banka gibi ticari nitelikli kurumlar açabilecektir.

Meşrutiyet Dönemi

1. I. Meşrutiyet’in İlanı ve Kanun–ı Esasi
I. Meşrutiyet’in ilan edilmesinde;
• Yeni Osmanlıların Meşrutiyet’in ilan edilmesi için çalışmaları
• İstanbul Konferansı’nda Osmanlı Devleti aleyhine karar alınmasının önlenmek istenmesi
• İmparatorluk içindeki ulusların isyan etmelerinin önlenmek istenmesi
etkili olmuştur.

Kanun–ı Esasi’nin Önemli Maddeleri

1. Saltanat ve hilafet hakkı ve makamı Osmanoğulları soyunun en büyük erkek evladına aittir.
Bu madde Osmanlı Meşrutiyeti’nin monarşik karakter taşıdığını göstermektedir.
2. Devletin dini İslam’dır. Yasalar dini hükümlere aykırı olamaz.
Bu madde Osmanlı anayasasının teokratik ağırlıklı bir yapıya sahip olduğunu gösterir.
3. Yasama görevi; Âyan Meclisi ve Mebusan Meclisi’ne verilmiştir.
4. Ayan Meclisi üyeleri padişah tarafından ölünceye kadar tayin edilebilecekti. Mebusan Meclisi’nin üyeleri dört yılda bir yapılan seçimle her ellibin Osmanlı erkeğinin seçeceği milletvekillerinden oluşacaktır.
Osmanlı Devleti’nde parlamenter sisteme geçilmiştir.
5. Yürütme yetkisi; başında padişahın bulunduğu Bakanlar Kurulu’na (Heyet-i Vükela’ya) verilmiştir.
6. Kanun teklifini sadece hükümet yapabilecektir.
Bu maddeler Mebuslar Meclisi’nin etkinliğini azaltmış ve bir danışma meclisi durumuna düşürmüştür.
7. Bakanlar Kurulu’nun başkan ve bakanlarını padişah seçer, atar ve gerektiğinde azleder.
8. Mebuslar Meclisi’nin başkanı ve iki yardımcısı Meclisin gösterdiği adaylar arasından padişah tarafından seçilir.
9. Meclisi açmak ve kapatmak padişaha aittir.
10. Hükümet Meclise karşı değil, padişaha karşı sorumlu olacaktır.
Bu madde, padişahın yetkilerinin milli iradenin üstünde olduğunu göstermektedir.
11. Anayasada kişi özgürlüğü, öğretim ve öğrenim özgürlüğü, mülkiyet hakkı, din özgürlüğü, basın özgürlüğü, konut dokunulmazlığı, vergi eşitliği, yasal eşitlik ve dilekçe hakkı gibi temel haklar yer almıştır.
Osmanlı Devleti’nde kişisel haklar ve özgürlükler genişlemiş ve anayasa güvencesine alınmıştır.
12. Padişah, devlet güvenliğini bozduğu gerekçesiyle polis araştırması yaptırabilecek ve sonunda suçlu görülen kişileri sürgüne gönderebilecektir.
• Kanun-ı Esasi Türk tarihinin Avrupa tarzındaki ilk anayasasıdır.
• Halk ilk defa Padişahın yanında yönetime ortak olmuş ve I. Meşrutiyet Dönemi başlamıştır. (1876 – 1908)

II. Meşrutiyet’in İlanı

II. Abdülhamit’in Mebuslar Meclisi’ni kapatması ve anayasayı yürürlülükten kaldırması meşrutiyet yanlılarını yeniden harekete geçirdi. Meşrutiyet yanlıları 1889 yılında İttihad–ı Osmani Cemiyeti’ni kurarak örgütlendiler.
Ahmet Niyazi Bey Manastır’da kendilerine bağlı birliklerle ayaklandılar. Rumeli’de Meşrutiyet isteğiyle gösterilerin artması sonucunda II. Abdülhamit Meşrutiyet’in yürürlüğe girdiğini ilan etmek zorunda kaldı (23 Temmuz 1908).

II. Meşrutiyet Dönemi’nde Kanun-ı Esasi’de Yapılan Önemli Değişiklikler

1. Padişah Mebuslar Meclisi’nde anayasaya bağlılık yemini edecektir.
Kanun üstünlüğü ilkesi pekiştirilmiştir.
2. Padişah Bakanlar Kurulu’nun yalnızca başkanını seçmekle yükümlüdür.
3. Bakanlar Kurulu Mebuslar Meclisi’ne karşı sorumludur.
Padişahın yürütme ile ilgili yetkileri kısıtlanmış, millet iradesi yürütme organı üzerinde denetim hakkı elde etmiştir.
4. Mebuslar Meclisi başkanını kendisi seçer.
5. Ekonomi, ticaret ve barış antlaşmaları Mebuslar Meclisi’nin onayından sonra yürürlülüğe girer.
6. Mebuslar Meclisi ve Âyân Meclisi padişahtan izin almadan yasa önerme hakkına sahiptir.
7.Padişah, veto ettiği bir yasa tasarısı değişmeden yeniden mecliste kabul edilirse bu tasarıyı onaylamak zorundadır.
5. 6. ve 7. maddeler padişahın yasama yetkisinin kısıtlandığını göstermektedir.
8. Padişahın meclisi feshetme yetkisi oldukça zorlaştırılmıştır.

alıntıdır.


XIX. YÜZYILDA OSMANLI İMPARATORLUĞU

Mayıs 8, 2007

XIX. Yüzyıl Siyasal Olayları

Milliyetçilik Hareketleri

Çok uluslu bir yapıya sahip olan Osmanlı İmparatorluğu, Fransız İhtilâli’nin getirdiği ulusçuluk akımından en fazla etkilenen devlettir.

XVIII. ve XIX. yüzyıllarda Rusya başta olmak üzere İngiltere ve Fransa Osmanlı Devleti içinde yaşayan ulusları kışkırtmışlardır. Bu kışkırtmalar sonucunda Balkanlarda Sırplar ve Yunanlılar ayaklanmıştır.

Sırp İsyanı

Osmanlı İmparatorluğu’na karşı ilk milliyetçilik isyanı Sırplar tarafından başlatılmıştır. Sırpların isyan etmesinde;
• Rusya ve Fransa gibi Avrupa devletlerinin kışkırtmaları
• Osmanlı merkezi otoritesinin zayıflaması
• Toprak düzeninin bozulması
• Savaş alanı haline gelen Sırbistan topraklarının sık sık el değiştirmesi
• Sırbistan’da görev yapan memurların ve yeniçerilerin halka karşı sorumsuz davranışları
• Milliyetçilik düşüncesinin Sırplar arasında yayılması
gibi nedenler etkili olmuştur.

1806 – 1812 Osmanlı – Rus Savaşları sonucunda imzalanan Bükreş Antlaşması’yla Osmanlı Devleti Sırplara bazı ayrıcalıklar vermiştir (1812). Bu ayrıcalıklarla yetinmeyen Sırplar, bağımsızlık yolunu açacak imtiyazlar isteyerek ayaklandılar. Osmanlı Devleti, Rusların olaya karışmasını engellemek için Sırplara yeni haklar tanımıştır (1815). Yunan isyanının başlamasından sonra yeniden ayaklanan Sırplar Edirne Antlaşması’yla özerk bir devlet haline gelmiştir (1829). Böylece, iç işlerinde serbest hale gelen Sırplar, Rusların Osmanlı Devleti’ne baskıları sonucunda Berlin Antlaşması’yla bağımsız olmuşlardır (1878).

Yunan İsyanı

Osmanlı İmparatorluğu’nda diğer uluslardan daha fazla imtiyaza sahip olan Rumların ayaklanmasında;
• Milliyetçilik akımının Rumlar arasında yaygınlaşması
• Rusya, İngiltere ve Fransa gibi Avrupa devletlerinin Rumları isyana kışkırtmaları
• Yunanlıların eski Bizans İmparatorluğu’nu yeniden kurmak istemeleri
• gibi nedenler etkili olmuştur.
• Ticaret faaliyetleri yapan Rumların zenginleşmeleri
• Rumların okullar ve cemiyetler kurarak yapacakları isyan hareketlerine ortam hazırlamaları (Bu cemiyetlerden en önemlisi Etnik–i Eterya’dır.)
• Rumların Divan–ı Hümayun elçilik tercümanlığı gibi devletin önemli memurluklarında görev almaları
• Rumların Avrupalı devletler tarafından desteklenmesi
• Osmanlı Devleti’nin Yanya valisi Tepedelenli Ali Paşa’nın isyan etmesi ve devletin isyanı bastırmak için uğraşması gibi gelişmeler Yunan isyanının çıkmasına, yaygınlaşmasına ve başarıya ulaşmasına ortam hazırlamıştır.

Avrupalı devletlerin Rumlarla yakından ilgilenmesinde; Rumları eski Yunan uygarlığını meydana getirenlerin torunları olarak görmeleri ve aynı dinden olmaları etkili olmuştur.Avrupalıların Yunanlıları desteklemeleri, XIX yüzyıl Avrupa diplomasisinde din unsurunun etkili olduğunu göstergesidir.

Yanya valisi Tepedelenli Ali Paşa’nın isyanından yararlanan Rumlar Mora’da isyan başlattılar (1821). Osmanlı Devleti kısa sürede yayılan isyanı bastıramadı. Padişah II. Mahmut, Girit ve Mora valiliklerinin kendisine verilmesi şartıyla Mısır valisi Mehmet Ali Paşa’dan yardım istedi. İbrahim Paşa komutasında Mora’ya gelen Mısır kuvvetleri kısa sürede isyanı bastırdı. Fakat bu gelişme Rusya, İngiltere ve Fransa’nın tepkisini çekmiş ve bu devletler birleşerek Navarin Limanı’nda Osmanlı ve Mısır donanmalarını yakmışlardır. (1827).

Navarin faciası sonucunda;

• Yunan isyanı yeniden başlamıştır.
• Doğu Akdeniz’de Ruslara karşı deniz gücü kalmamıştır.
• Rusya, Osmanlı Devleti’ne savaş açmıştır.
İmparatorlukla yönetilen Avusturya ,Yunan isyanında Osmanlı Devleti,’ni desteklemiştir.Avusturya Avusturya’nın Yunan isyanını desteklemesinde ;
-Birçok ulustan meydsana gelen bir devlet yapısında olması
-Rusların Balkanlara yerleşmesini istemesi
gibi nedeler etkili olmuştur.

Osmanlı – Rus Savaşı (1828 – 1829)

Ruslar Rumeli’den ilerleyerek Edirne’yi, Doğu Anadolu’da ise Erzurum’u ele geçirdiler. Avrupa devletlerinden destek alamayan Osmanlı Devleti zor durumda kalmış ve Edirne Antlaşması’nı imzalayarak savaşa son vermiştir (1829).
Osmanlı Devleti açısından önemli sonuçlar doğuran Edirne Antlaşması’yla;
1. Milliyetçilik isyanları başarıya ulaşmış ve Yunanistan’ın bağımsız olması imparatorluk içindeki diğer uluslara örnek olmuştur.
2. Osmanlı Devleti geniş toprak kaybına uğramıştır.
3. Devlet ekonomik sıkıntı içerisine girmiş ve yapılacak ıslahatlar aksamıştır.
4. Yunanistan’ın bağımsız olması üzerine Rum isyanı sırasında Mısır valisi Mehmet Ali Paşa’ya verilmesi kararlaştırılan Mora Yarımadası kaybedilmiştir. Mehmet Ali Paşa’nın Mora yerine Suriye valiliğini istemesi padişah ile Mehmet Ali Paşa arasında anlaşmazlığa ve Mısır isyanının çıkmasına neden olmuştur.

Mısır Sorunu

Yunan isyanının bastırılmasında etkili olan Mehmet Ali Paşa’ya Girit valiliği verildi. Ancak, Yunan isyanı sonrasında Mora Osmanlı Devleti’nin elinden çıktığı için Mehmet Ali Paşa’ya verilemedi. Mehmet Ali Paşa II. Mahmut’tan Mora’ya karşılık Suriye valiliğini istedi. Bu isteğin kabul edilmemesi üzerine Mehmet Ali Paşa Suriye’ye güçlü bir ordu gönderdi (1831). İbrahim Paşa komutasındaki Mısır kuvvetleri üzerlerine gönderilen Osmanlı ordularını mağlup ederek Kütahya’ya kadar ilerlediler (1833). II. Mahmut Osmanlı Devleti’nin düşmanı Rusya’dan yardım istedi. Rusya’nın gönderdiği bir filo İstanbul Boğazı’nı geçerek Büyükdere önlerine geldi. İngiltere ve Fransa, Rusya’nın Akdeniz’e inmesini istemediklerinden dolayı padişah II. Mahmut ile anlaşması için Mehmet Ali Paşa’ya baskı yaptılar. Sonuçta; Mısır sorunu iç sorun olmaktan çıkmış, Avrupa sorunu haline gelmiştir.

Avrupalı devletlerin baskılarına dayanamayan Mehmet Ali Paşa Osmanlı Devleti’yle Kütahya Antlaşması’nı imzalamıştır (1833). Bu antlaşmaya göre; Mehmet Ali Paşa’ya Mısır ve Girit valiliklerine ek olarak Suriye valiliği, oğlu İbrahim Paşa’ya da Adana valiliği verilmiştir. Böylece, Kütahya Antlaşması’yla Mısır sorunu geçici olarak çözümlenmiştir.
Kendini güvence altında hissetmeyen II. Mahmut Rusya ile arasında sekiz yıl sürecek Hünkâr İskelesi Antlaşması imzalamıştır (1833).

Hünkar İskelesi Antlaşması’yla;

• Rusya, Karadeniz’de tam güvenlik sağlamıştır.
• Osmanlı Devleti, Mehmet Ali Paşa’nın herhangi bir hareketine karşı Rusya’nın desteğini sağlamıştır.
İngiltere bu antlaşmaya tepki göstermiş ve Boğazlar sorunu ortaya çıkmıştır.
• Osmanlı Devleti, Boğazlar üzerindeki egemenlik hakkını son defa tek başına kullanmıştır.
Osmanlı Devleti, Rusya’nın himayesi altına girmiştir.
Osmanlı Devleti Mehmet Ali Paşa’ya karşı İngiltere’nin desteğini sağlamak için Balta Limanı Antlaşması’yla ekonomik imtiyazlar vermiştir.
Mısır sorununu çözümlemek için büyük devletler Londra’da bir konferans düzenlediler.

Londra Sözleşmesi’ne göre;

• Mısır özerk bir eyalet haline gelmiştir.
• Mısır sorunu çözümlenmiştir.
• Mısır isyanı, Osmanlı Devleti’nin bir valisine söz geçiremeyecek kadar zayıfladığını ortaya koymuştur.
Mısır sorununun çözümlenmesinden sonra Avrupalı devletler Boğazlar sorununu ele aldılar. Yapılan görüşmeler sonucunda Londra Boğazlar sözleşmesi imzalandı (1841).

Boğazlar sözleşmesine göre;

• Boğazlar, uluslararası bir statü kazanmıştır.
• Rusya, Hünkâr İskelesi Antlaşması ile elde ettiği imkânları kaybetmiştir.
• İngiltere ve Fransa bu antlaşmadan kârlı çıkmıştır.
• Osmanlı Devleti’nin boğazlar üzerindeki mutlak egemenliği sona ermiştir.

Kırım Savaşı

Kırım Savaşı’nın Nedenleri

• Rusya’nın tarihi emellerini gerçekleştirerek sıcak denizlere ulaşmak istemesi
• Rusya’nın kutsal yerler sorununu gündeme getirmesi
• İstanbul’a gelen Rus elçisinin protokol kurallarına uymaması ve devlet adamlarına baskı yapması üzerine Osmanlı Devleti’nin elçiyi ülkesine göndermesi
• Rusya’nın Osmanlı Devleti’ne Ortodoks Kilisesi’nin kutsal yerlerle ilgili isteklerini onaylattıktan sonra, Osmanlı sınırları içindeki bütün Ortodoksların Rusya tarafından himaye edilmesini istemesi
1853 yılında Rusya’nın Eflak ve Boğdan’ı işgal etmesi üzerine Kırım Savaşı başlamıştır (1853). Rusya kısa bir süre sonra Sinop’a baskın yaparak Osmanlı donanmasını yaktı.
Bunun üzerine İngiltere ve Fransa, Osmanlı Devleti ile bir ittifak antlaşması imzalayarak Rusya’ya savaş ilan ettiler (1854).
Müttefikler Kırım’da Sivastopol’u ele geçince Rus çarı barış istemek zorunda kaldı. Yapılan görüşmeler sonucunda Paris Antlaşması imzalandı (1856).

Paris Antlaşması ve Önemi

1. Osmanlı Devleti Avrupa devleti sayılacak, devletler genel hukukundan yararlanacak ve toprak bütünlüğü Avrupalı devletlerin garantisi altında olacaktır.

• Osmanlı Devleti, Avrupalı devletlerin garantisi altına girmekle, kendini koruyamayacak kadar zayıf bir devlet olduğunu kabul etmiştir.
• İngiltere ve Fransa, çıkarlarının tehlikeye girmesine seyirci kalmayacaklarını göstermişlerdir.

2. Karadeniz tarafsız hale getirilecek, sadece ticaret gemilerine açık olacak; Osmanlı Devleti ve Rusya, Karadeniz’de savaş gemisi bulunduramayacak ve tersane kuramayacaklardır.

• Osmanlı Devleti savaşta galip gelmesine rağmen, yenik bir devlet durumuna düşürülmüştür.
• Rusya’nın Osmanlı Devleti üzerindeki emelleri bir süre için engellenmiştir.
• İngiltere ve Fransa, Akdeniz’deki güvenliklerini korumuşlardır.

3. Boğazlar konusunda 1841 tarihli Londra Boğazlar Antlaşması geçerli olacaktır.

• Boğazlar üzerinde uluslararası statü devam etmiştir.

4. Eflak ve Boğdan’ın sahip oldukları haklar ve ayrıcalıklar genişletilecek, bu beyliklerin ve Sırbistan’ın hakları antlaşmayı imzalayan devletlerin ortak garantisi altında bulunacaktır.

• Avrupalı büyük devletler Osmanlı Devleti’nin içişlerine karışmışlardır.
• Osmanlı Devleti’nin egemenlik haklarına müdahale edilmiştir.
• Büyük devletler Balkan uluslarının bağımsızlığına ortam hazırlamışlardır.

5. Avrupa devletleri Islahat Fermanı’nı memnunlukla karşılamışlar ve Osmanlı Devleti’nin içişlerine karışmamayı kabul etmişlerdir.

• Islahat Fermanı’nın antlaşmada yer alması Avrupalı devletlerin Osmanlı Devleti’nin içişlerine karışmalarına zemin hazırlamıştır.
• Islahat Fermanı Avrupalı devletlerin baskısıyla hazırlanmıştır.

Osmanlı İmparatorluğu’nun Dağılması

Panislavizm Hareketleri

Slav asıllı toplulukları (Rus, Sırp, Hırvat, Slovak, Bulgar, Ukrayn, Sloven, v.s.) siyasal ve kültürel bakımdan birleştirmek isteyen harekete Panislavizm denilir.
Rusya Panislavizm politikasıyla; Osmanlı Devleti’nin iç işlerine karışmayı ve bu devleti yıkmayı, Balkanlara egemen olmayı ve Balkanlar üzerinden sıcak denizlere ulaşmayı amaçlamıştır.

Balkanlarda Ayaklanmalar

Rusya, tarihi emellerine ulaşabilmek amacıyla Balkan uluslarını Osmanlı İmparatorluğu’na karşı kışkırttı. 1876’da Bulgarlar, arkasından Karadağlılar ve Sırplar ayaklandılar. Osmanlı tarihinde bu gelişmelere “Balkan Bunalımı” denilmiştir.

1877 – 1878 Osmanlı – Rus Savaşı

Avrupalı Devletler İstanbul’da konferans düzenleyerek uluslarına özerklik verilmesini istemişler, bu teklifleri Osmanlı Devleti kabul etmemiştir. Bunun üzerine Osmanlı Devleti’ne savaş açan Ruslar Osmanlı orduları karşısında büyük başarılar kazanmışlar ve Edirne’yi alarak İstanbul yakınlarındaki Çatalca’ya kadar ilerlemişlerdir.
İstanbul’un Rusların eline geçmesinden çekinen Osmanlı Devleti barış istedi. Barış görüşmeleri Ayastefanos’ta (Yeşilköy) yapıldı (Mart 1878).
Rusya’nın çok güçlenmesi menfaatlerine ters düşen İngiltere’yi harekete geçirdi. Avusturya, Balkanlara yayılmayı amaçladığından antlaşmaya tepki gösterdi. Almanya da bu devletlere katılınca Ayastefanos Antlaşması uygulanmamıştır.
Rusya, yeni bir savaşı göze alamadığından Berlin’de bir kongre toplanmasını kabul etti.
Berlin Kongresi’ne Osmanlı Devleti, Rusya, İngiltere, Avusturya, Fransa, İtalya ve Almanya katıldı. Görüşmeler sonunda Berlin Antlaşması yapıldı (1878).

Bu antlaşmaya göre;

• Osmanlı Devleti’nin tek kârı Doğu Beyazıt olmuş, ancak Kıbrıs’ı İngilizlere üs olarak vermiştir.
• Ermeni sorunu, Berlin Antlaşması’yla uluslararası politika konusu haline gelmiştir.
• Bulgaristan’ın parçalanmasıyla Rusya’nın Balkan egemenliği ve Ege Denizi’ne inmesi engellenmiştir.
• Osmanlı Devleti, Berlin Kongresi’nde Avrupalı devletlerin hedefi haline gelmiştir. Bunun sonucunda kongre Osmanlı Devleti’nin paylaşım pazarlığı haline gelmiş, Osmanlı Devleti’nin dağılması hızlanmıştır.
• Bu dönemde İngiltere de Osmanlı Devleti’nin parçalanması girişimlerine katılmıştır. Osmanlı Devleti’nin denge politikasında İngiltere’nin yerini Almanya almıştır.
• Osmanlı Devleti Anadolu’da ve Balkanlarda geniş toprak kaybına uğramıştır. Rumeli’deki Türkler güvenli yerlere göç etmişler ve Rumeli’de Türk nüfusu azalmıştır.

Dağılmayı Önleme Çabaları

Osmanlı Devleti’nin dağılmasını önlemek ve siyasal varlığını sürdürmek amacıyla bazı düşünce akımları ortaya çıkmıştır.

Osmanlıcılık

Osmanlıcılık fikri Tanzimat döneminin sonlarına doğru ilk defa Genç Osmanlılar adı verilen aydınlar tarafından ortaya atılmıştır. Osmanlıcılık fikrini savunan Genç Osmanlılar, devletin sınırları içerisinde yaşayan bireyler arasında dil, ırk ve din bakımından hiç bir ayrım gözetmeksizin aynı haklara sahip oldukları kabul edilirse, Osmanlı toplumu içinde bir kaynaşma ve dayanışma sağlanacağı düşüncesindeydiler.

Ancak;

• Azınlıkların bağımsız olmak istemeleri ve ulusçuluk akımının yaygınlaşması
• Avrupalı devletlerin azınlıkları kışkırtmaları ve korumaları
• Balkanlarda isyanların çıkması ve Anadolu’da Ermeni olayları
Osmanlıcılık düşüncesinin gerçekleşmesinin mümkün olmadığını göstermiştir.

İslâmcılık

İslâmcılık düşüncesiyle; imparatorluk içindeki Müslüman unsurlar arasında birlik ve beraberliği sağlamak ve imparatorluk dışındaki Müslümanların Halifelik kurumunun dini gücü etrafında birleştirilerek beraber hareket edilmesi amaçlanmıştır.
II. Abdülhamit, “İslâmcılık” düşüncesini, resmi bir politika olarak benimsemiştir. Birinci Dünya Savaşı’nda Arapların İngilizlerle birlikte hareket ederek Türk askerlerine saldırmaları, İslâmcılık görüşünün Osmanlı Devleti’nin bütünlüğünü korumada başarılı olamadığını göstermiştir.

Türk Birliği (Turancılık)

Türkçülük akımı, bir kültür hareketi olarak başlamış, ancak daha sonra siyasal bir karakter kazanmıştır. Turancılık düşüncesinin amacı, Türkleri bir ülkede, bir yönetim ve bayrak altında toplamaktı.
Turancılık, İttihat ve Terakki Partisi’nin programında yer almış, devlet yönetimine yansıtılmıştır. Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı’nda yenilmesi, Turancılık hareketini zayıflatmıştır.

Türkçülük

Osmanlı Devleti, Balkan Savaşlarının olumsuz sonuçları nedeniyle kendisini yıkan ögelerden birinin milliyet ve millet kavramı olduğunu anlamıştı. Osmanlıcılık ve İslâmcılık anlayışının terkedilmesiyle ülkede, Türkçülük akımı ön plana çıkarıldı. Bu akımın öncülerinden Ziya Gökalp, çalışmalarıyla Türkçülük akımına toplumsal bir içerik kazandırmıştır.

Batıcılık

Batıcılık, II. Meşrutiyet döneminde bir düşünce akımı haline geldi. Bu görüş, devletin Batılılaşmasıyla kurtulabileceğini ve bunun için çeşitli alanlarda ıslahatlar yapılması gerektiğini savunmuştur.

alıntıdır.


RADYOAKTİFLİK

Mayıs 7, 2007

Kendiliğinden ışıma yapabilen maddelere radyoaktif maddeler denir. Radyoaktiflik çekirdek yapısıyla ilişkilidir. Radyoaktif bir atom hangi bileşiğin yapısına girerse o bileşiği radyoaktif yapar.

Radyoaktif elementler kuvvetli birer enerji kaynağıdır. Radyoaktif elementler bu enerjiyi kendiliklerinden yayınlarlar ve bu olayı hiçbir şekilde durdurmak mümkün değildir.

Radyoaktif elementin tek başına bulunması, bileşik içinde bulunması, katı, sıvı, gaz, iyon halinde bulunması radyoaktif özelliğini etkilemez.

Atomun radyoaktif özellik göstermesinde çekirdekteki proton sayısının nötron sayısına oranı etkilidir. Kararlılık kuşağı dediğimiz, aşağıdaki diyagramda görülen p/n oranı 1 ve 1’e yakın olan atomlar kararlıdır. Yani radyoaktif değildir.

Grafikte de görüldüğü gibi hafif atomlarda, (kütle numaraları düşük) çekirdekte, aşağı yukarı eşit sayıda proton ve nötron bulunduğu halde, ağır elementlerin kararlı yani radyoaktif olmayan çekirdekleri protondan daha çok nötron bulundurur.
image0014.gif

Kararlılık kuşağı içerisinde bulunmayan çekirdekler radyoaktiftir. Bu şekilde olan atomlar daha kararlı hale gelmek için ışımalar yaparlar. Işıma yapan atom

RADYOAKTİF IŞIMALAR

Işıma; atomun yapısından bazı parçaların atılmasıdır.

a. Alfa (α) Işıması

image0024.gifşeklinde olduğu bilinmelidir. α tanecikleri (+) yüklü taneciklerdir.

image0034.gifα ışıması

b. Beta ( b- ) Işıması

image0043.gifşeklinde olduğu bilinmelidir.

ß tanecikleri (–) yüklü taneciklerdir.
image0043.gifß– ışıması

Beta ışımasında bir nötron bir protona dönüşür. Yani,image0043.gif

Bu esnada çekirdekten bir elektron kütlesine eşit ağırlıkta bir parçacık fırlatılır. Buna b denir.

c. Gama (٦) Işıması

Yükü ve kütlesi olmayan ışınlardır. Enerjisi fazla olan atomlar٦ ışıması yaparak kararlı hale geçerler. ٦ ışınları saf enerjidir.
٦ ışıması mutlaka bir başka çekirdek tepkimesinden sonra gerçekleşir.

d. Pozitron ( b+ ) Işıması

image0053.gifPozitronun kütlesi, elektronun kütlesine eşit +1 yüklü bir parçacıktır.

Bir protonun bir nötrona dönüşmesiyle oluşur.

image0063.gifb+ ışıması

 image0073.gifb+ ışıması

e. Elektron Yakalama

image0083.gifKararsız olan çekirdeğin 1s orbitalinden bir elektron almasına denir. Elektron -1 yüklü, çekirdekteki proton +1 yüklü olduğundan çekirdeğe elektronun girmesi ile bir proton bir nötrona dönüşür.

 f. Nötron (image0093.gif) Işıması

 image0103.gifAtom nötron ışımasıyla izotopuna dönüşmüş olur.

Bahsedilen bu ışımalar sonucu atom kararlılık kazanırsa radyoaktiflik özelliği de sona erer.

RADYOAKTİF BOZUNMALARIN HIZI

Yarılanma Süresi

Radyoaktif maddeler kendilerine has hızlarla parçalanırlar. Parçalanma hızı sıcaklığa, basınca, maddenin fiziksel haline bağlı değildir.

Radyoaktif bozunma hızı, oluşan çekirdeğin kararlılığı için bir ölçüdür ve genellikle yarılanma süresi olarak verilir. Yarılanma süresi demek, maddenin başlangıç miktarı ne olursa olsun, maddenin yarısının bozunması için geçen zamandır ve her izotop için ayrı ayrıdır.

 Bir radyoaktif element atomlarının parçalanarak yarıya inmesi için geçen zamana yarılanma süresi veya yarı ömür denir. Radyoaktif bozunmalarda atom parçalanarak başka atoma dönüşecektir.

Mesela; 10 gramlık yarı ömrü t yıl olan radyoaktif madde, t yıl sonra 10 gramdan 5 grama, 2t yıl sonra 2,5 grama düşecektir.

Bir atoma ait birden fazla izotopun her biri radyoaktif olabilir. Fakat bu radyoaktif atomların kararlılıkları farklı farklıdır.

Yarılanma süresi uzun olan radyoaktif maddeler yarılanma süresi kısa olan radyoaktif maddelere göre daha kararlıdırlar.

YAPAY RADYOAKTİFLİK

 Eğer kararlı bir çekirdek bazı taneciklerle bombardıman edilirse yapay radyoaktiflik meydana gelir. Bombardımanı yapan taneciklerin enerjisi yeteri kadar büyükse çekirdek bunlarla birleşerek yeni bir çekirdek oluşturur. Eğer bu yeni oluşan çekirdek kararsızsa radyoaktif bozunmaya uğrar. Mesela 12C çekirdeği enerjisi arttırılmış protonlarla bombardıman edilirse radyoaktif hale gelir.

 

image0113.gifEnerji

Yeni oluşan image0123.gifçekirdeği radyoaktiftir. image0133.gifatomu radyoaktif bozunmaya uğrayacaktır.

image0143.gifpozitronu ifade eder.

Yapay çekirdek tepkimeleri şu özellikleriyle kimyasal tepkimelere benzer.

a. Tepkime sırasında enerji alınır ya da verilir.

b. Tepkimelerin genellikle belirli bir aktifleşme enerjisi vardır.

Yapay çekirdek tepkimeleri, kimyasal tepkimelerden farklı olarak;

a. Atomdaki proton, nötron sayıları değişir.

b. Tepkimeler yalnızca o izotopa özgüdür.

c. Toplam madde miktarında çok azda olsa ölçülebilecek kadar değişme olur.

Çekirdek tepkimeleri ile tabiatta bulunmayan elementlerin izotopları sentezlenebilir.

Fisyon (Bölünme) Tepkimeleri

Kararlılığı az ve büyük olan çekirdeklerin kararlı küçük çekirdeklere dönüşmesine fisyon tepkimesi denir.

Bu olayda büyük miktarda enerji açığa çıkar.

 

 

image0153.gif

 

Bölünme tepkimeleri atom bombalarının yapımında kullanılmıştır.

Füzyon (Kaynaşma) Tepkimeleri

Hafif ve kararlılığı az olan çekirdeklerin, birleşerek ağır ve kararlı çekirdek oluşturmasına füzyon tepkimesi denir.

Bu olayda da çok enerji açığa çıkar. Hidrojen bombasının temeli bu tepkimedir.

 

 

image0163.gif

 

Bu tepkimenin güneşte de olduğu kabul edilmektedir. Kaynaşma tepkimeleri çok yüksek sıcaklıklarda gerçekleştirilebilmektedir. Bu nedenle hidrojen bombasının yapılması atom bombasındaki çekirdek tepkimesinden elde edilen enerji ile gerçekleştirilebilmektedir.

alıntıdır.